…Davacının 4’üncü iddiası yönünden yapılan incelemede;
…Olayda, dava konusu Kurul kararında, davacının dördüncü iddiasının, 26.09.2019 tarih ve 2019/UY.I-1215 Kurul kararına konu, Ören Yapı Sanayi ve Ticaret Anonim Sirketi+ Heltaş İnş. Taah. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığının itirazen şikâyet başvuru dilekçesinde de yer verildiği, bu iddialar bakımından söz konusu Kurul kararıyla eşit muamele ilkesi yönünden ihale üzerinde bırakılan istekli olan A. Turan Yol Yapı İnşaat Maden Taahhüt Turizm Tekstil Nakliye Tarım Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin teklifinin incelendiği ve herhangi bir aykırılık tespiti yapılmadığı, diğer bir deyişle adı geçen istekli yönünden eşit muamele ilkesi gereğince inceleme yapıldığı, dolayısıyla adı geçen istekliye yönelik olan davacının dördüncü iddiasının bu Kurul kararına itiraz mahiyetinde olduğu, bu Kurul kararına karşı doğrudan dava yoluna başvurulması gerektiği belirtilerek bu iddianın reddine karar verilmiş ise de, 26.09.2019 tarih ve 2019/UY.I-1215 Kurul kararında, bu iddiaya ilişkin eşit muamele ilkesi gereğince adı geçen istekli ile ilgili herhangi bir değerlendirme ve gerekçeye yer verilmediği görüldüğünden, aynı ihaleye ilişkin olarak Mahkememizin 2020/265 esasına kayıtlı dava dosyasında yapılan ara karara davalı idarece verilen cevapta; usul ekonomisi ilkesi gereğince Kurum tarafından eşit muamele ilkesi yönünden yapılan incelemede mevzuata aykırılık tespit edilmesi halinde Kurul kararlarının (B) bölümünde salt tespit edilen aykırılıklara yer verildiği, daha açık bir anlatımla Kurul kararlarında, idareler tarafından eşit muameleye uygun olarak tesis edilen işlemlerin uygun olduğuna ilişkin hususlara yer verilmediği, 26.09.2019 tarih ve 2019/UY.I-1215 Kurul kararına konu incelemede, söz konusu isteklilerin teklifinin de incelendiği, ancak tekliflerinde mevzuata aykırılık bulunmadığından kararda buna ilişkin tespite yer verilmediği şeklinde beyana yer verildiği görülmekle aynı gerekçeyle bu iddia yönünden de söz konusu Kurul kararında tespite yer verilmediği anlaşılmaktadır.
…Somut olaya bakıldığında ise, dava konusu Kurul kararıyla, itiraza konu istekli yönünden eşit muamele ilkesi gereğince inceleme yapıldığı, dolayısıyla bu istekliye yönelik olan davacının dördüncü iddiasının Kurul kararına itiraz mahiyetinde olduğu, bu Kurul kararına karşı doğrudan dava yoluna başvurulması gerektiği belirtildiği görülmektedir. Ancak bu istekli yönünden 26.09.2019 tarihli ve 2019/UY.I-1215 sayılı Kurul karar metnine bu incelemenin işlenmemiş olması nedeniyle diğer isteklilerin bu incelemeden bilgilerinin olması hayatın olağan akışına uygun değildir. Bu durum, itiraz edilen işlemler yönünden, 26.09.2019 tarihli ve 2019/UY.I-1215 sayılı Kurul kararına karşı dava açma yolunu engellemiş, diğer bir deyişle diğer isteklilerin hak arama hürriyeti önemli ölçüde etkisizleştirilmiştir. Öte yandan, dava konusu Kurul kararıyla yukarıda belirtilen gerekçe ile davacının başvurusunun reddedilmesi, ihale üzerinde bırakılan şirketin itiraz edilen işlemler yönünden (dördüncü iddia yönünden) yargısal denetimini olanaksız kılmaktadır. Bu durumun, idarenin yargısal denetimin etkinliğini ortadan kaldırması anlamına geldiği anlaşılmakla hukuk devleti ilkesinde vücut bulan hak arama hürriyetinin zedeleneceği açıktır.
Her ne kadar, davalı idarece usul ekonomisi ilkesi gereğince, itiraz edilen işlemler bakımından eşit muamele ilkesi gereğince yapılan incelemede, teklifi hukuka uygun bulunan istekliler ile ilgili yapılan tespitin karar metninde gösterilmediği belirtilmişse de kamu otoritelerinin usul ekonomisindeki kamu yararı ile bireylerin mahkemeye erişim hakkından yararlanmalarındaki bireysel yarar arasında makul bir denge gözetmeleri beklenir. Bireyin mahkemeye erişimindeki bireysel yararının açık bir biçimde baskın olduğu hallerde usul ekonomisi ilkesinin kullanılmaması gerekmektedir. Aksi yorum, mahkemeye erişim hakkının, usul ekonomisine feda edildiği anlamı taşıyacaktır.
Bu itibarla, davacının dördüncü iddiasının, ihale üzerinde bırakılan istekli yönünden işin esasına girilerek incelenmesi ve bu incelemenin yargısal denetime olanak verecek şekilde karar metnine işlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının 4’üncü ve 2(b) iddiası kapsamında ise; Diyarbakır Boru Demir Çelik Mak. Nakliyat Tur. Tar. İth. İhr. Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nden fiyat teklifi alınarak açıklama yapılan ”C 30/37 beton harcı gri renkte, normal hazır beton harcı girdisi” için adı geçen şirketin faaliyette bulunmadığı iddiası yönünden, dava konusu işlemin bu hususlar yönünden eksik incelemeye dayalı olduğundan iptaline, diğer iddialar yönünden davanın reddine…” karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.



