Sayıştay’dan Emsal Karar: Fesih Şartları Oluşsa Bile Kamu Yararı ve Geçici 4. Madde Kapsamındaki Süre Uzatımı Dikkate Alınmalıdır

0
22
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Sayıştay’dan Emsal Karar: Fesih Şartları Oluşsa Bile Kamu Yararı ve Geçici 4. Madde Kapsamındaki Süre Uzatımı Dikkate Alınmalıdır

Giriş

4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nda yüklenicinin işi süresinde tamamlamaması halinde idarenin sözleşmeyi feshetmesi, kesin teminatı gelir kaydetmesi ve gecikme cezası uygulaması emredici hükümler arasında yer almaktadır. Ancak uygulamada ortaya çıkan olağanüstü ekonomik koşullar ve bunlara bağlı olarak getirilen özel kanuni düzenlemeler, bu kuralların her somut olayda aynı şekilde uygulanmasını engelleyebilmektedir.

Sayıştay Temyiz Kurulunun 18.06.2025 tarihli kararı, tam da bu noktada dikkat çekici bir değerlendirme ortaya koymuştur. Kararda, fesih şartlarının oluşmasına rağmen yükleniciye 4735 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi kapsamında verilen süre uzatımı, kamu yararı ve kamu zararının oluşup oluşmadığı birlikte değerlendirilmiş; ilk derece Sayıştay Dairesinin verdiği tazmin hükmü kaldırılmıştır.


Olayın Özeti

İdare tarafından ihale edilen yapım işinde yüklenici, sözleşme süresi içerisinde işi tamamlayamamış ve çeşitli ihtarlara rağmen gecikme devam etmiştir.

Normal şartlarda;

  • sözleşmenin feshi,
  • kesin teminatın güncellenerek gelir kaydedilmesi,
  • gecikme cezası uygulanması

gerekmekteydi.

Ancak süreç içerisinde;

  • inşaat maliyetlerinde olağanüstü artışlar yaşanmış,
  • 7161 sayılı Kanun ile 4735 sayılı Kanun’a Geçici 4. madde eklenmiş,
  • yüklenici bu madde kapsamında süre uzatımı talebinde bulunmuş,
  • Hazine ve Maliye Bakanlığının olumlu görüşü doğrultusunda 122 günlük ek süre verilmiştir.

Bu nedenle idare daha önce aldığı fesih olurunu kaldırmış ve işin tamamlatılması yolunu tercih etmiştir.


Sayıştay İlk Derece Dairesinin Yaklaşımı

İlk derece incelemesinde;

4735 sayılı Kanun’un;

    1. maddesi,
    1. maddesi

uyarınca ihtar süresi sonunda sözleşmenin kanunen feshedilmiş sayıldığı,

idarenin artık fesih konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı,

dolayısıyla;

  • sözleşmenin feshedilmesi,
  • kesin teminatın gelir kaydedilmesi,
  • gecikme cezasının uygulanması

gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle uygulanmayan;

  • güncellenmiş kesin teminat,
  • eksik hesaplanan gecikme cezası

kamu zararı olarak değerlendirilmiştir.


Temyiz Kurulunun Farklı Yaklaşımı

Temyiz Kurulu ise olayı yalnızca 4735 sayılı Kanun’un 20 ve 22. maddeleri açısından değerlendirmemiştir.

Kurul;

7161 sayılı Kanun ile getirilen Geçici 4. maddeyi,

Kamu İhale Kurulunun;

  • 2019/DK.D-71
  • 2019/DK.D-79
  • 2019/DK.D-171

sayılı kararlarını,

5018 sayılı Kanun’daki kamu zararı tanımını,

birlikte değerlendirmiştir.


Geçici 4. Maddenin Amacı

Kararda önemli bir tespit yapılmaktadır.

Parlamento;

imalat girdilerindeki olağanüstü fiyat artışlarını dikkate alarak,

4735 sayılı Kanun’a Geçici 4. maddeyi eklemiş,

yüklenicilere;

  • tasfiye,
  • devir,
  • süre uzatımı

şeklinde seçimlik haklar tanımıştır.

Dolayısıyla olağan dönem hükümlerinin, olağanüstü ekonomik şartlarda birebir uygulanması amaçlanmamıştır.


Süre Uzatımı Talebi Fesih Sürecini Etkiledi

Kararda dikkat çekilen hususlardan biri de yüklenicinin yaptığı başvurudur.

Yüklenici;

önce devir talebinde bulunmuş,

ardından süre uzatımı istemiş,

Hazine ve Maliye Bakanlığı ise ikinci başvuruyu uygun görmüştür.

Bunun üzerine;

idare;

üst makam görüşü istemiş,

Kamu İhale Kurulu kararlarını dikkate almış,

122 günlük ek süre vermiştir.

Bu nedenle Kurula göre;

idarenin tamamen keyfi davranmasından değil,

devam eden idari süreç nedeniyle oluşan hukuki belirsizlikten söz edilmelidir.


Kamu Zararı Gerçekten Oluşmuş Mudur?

Kararın en önemli kısmı kamu zararı değerlendirmesidir.

5018 sayılı Kanuna göre;

kamu zararı;

“kamu kaynağında eksilme veya artışın engellenmesi”

şeklinde tanımlanmaktadır.

Somut olayda ise;

iş feshedilmemiş,

yüklenici işi büyük ölçüde tamamlamış,

öğrenci yurdu hizmete açılmış,

gecikme cezaları tahsil edilmiş,

ikmal ihalesine çıkılmadığı için çok daha yüksek maliyetlerden kaçınılmıştır.

Kurul;

hesaplamalar sonucunda,

kamu kaynağında azalma değil,

aksine önemli ölçüde artış meydana geldiğini tespit etmiştir.

Dolayısıyla yalnızca kesin teminatın gelir kaydedilmemesi tek başına kamu zararının oluştuğu anlamına gelmemektedir.


Ahde Vefa İlkesi ile Kamu Yararı Dengesi

Kararda dolaylı olarak sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biri olan ahde vefa ilkesi ile kamu yararı arasında da denge kurulmuştur.

Normal şartlarda yüklenici sözleşme hükümlerine uymak zorundadır.

Ancak;

kanun koyucunun olağanüstü ekonomik şartlar nedeniyle özel düzenleme yaptığı,

yüklenicinin bu düzenlemeden yararlanmak için süresi içinde başvurduğu,

idarenin de Bakanlık görüşleri doğrultusunda işlem tesis ettiği durumlarda,

fesih hükümlerinin katı biçimde uygulanması yerine,

işin tamamlanmasının kamu yararına daha uygun olduğu kabul edilmiştir.


Sayıştay’ın Önemli Tespiti

Temyiz Kurulu şu sonuca ulaşmıştır:

  • Süre uzatımı verilmesi hukuki dayanağa sahiptir.
  • İdare üst makam görüşleri doğrultusunda hareket etmiştir.
  • İş tamamlanarak kamu hizmetine sunulmuştur.
  • Kamu kaynağında eksilme değil artış gerçekleşmiştir.
  • Gecikme cezaları tahsil edilmiştir.
  • Bu nedenle 5018 sayılı Kanun anlamında kamu zararı oluşmamıştır.

Bu gerekçelerle ilk derece Sayıştay Dairesinin verdiği tazmin hükmü kaldırılmıştır.


Sonuç ve Değerlendirme

Bu karar, kamu ihale sözleşmelerinde fesih hükümlerinin her durumda mekanik biçimde uygulanamayacağını göstermesi bakımından önemli bir emsal niteliğindedir.

Özellikle 7161 sayılı Kanun ile getirilen Geçici 4. madde kapsamında yapılan süre uzatımı başvurularında, idarenin yalnızca şekli fesih şartlarına değil; kanun koyucunun amacı, Kamu İhale Kurulu kararları, kamu yararı ve 5018 sayılı Kanun’daki kamu zararı kriterlerini birlikte değerlendirmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

Karar aynı zamanda, kamu zararının yalnızca uygulanmayan bir yaptırım üzerinden değil, işlemin kamu kaynağı üzerindeki gerçek ekonomik etkisi dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yönüyle karar, kamu ihale hukuku ile kamu mali yönetimi ilkelerinin birlikte yorumlanmasına ilişkin önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.