Sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin 4735 sayılı KİSK’te özel hüküm bulunmaması sebebiyle TBK m.138’deki uyarlanma hükümlerinin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür.

0
337
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1964
KARAR NO: 2024/2159
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/07/2024
NUMARASI: 2022/1094 E. 2024/719 K.
DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin Uyarlanması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 31/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/11/2024
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’nin istinafa konu edilen 16/07/2024 tarih ve 2022/1094 E – 2024/719 K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile Kayseri Su Kanal İdaresi Genel Müdürlüğü arasında … tarihinde … ihale kayıt numarası ile Kanal Taşıt ve İş Makinası Kiralama Hizmet Alımına ilişkin iki adet sözleşme imzalandığını, sözleşmelerden birinin 4.563.801,94-TL bedel üzerinden, diğerinin ise 16.931.829,44-TL bedel üzerinden akdedildiğini, sözleşmenin yapıldığı tarihten bu yana ekonomik koşulların olağanüstü bir şekilde değiştiğini, işbu sözleşmelerde uyarlanmasını istedikleri kısımların ise işçilik birim fiyatları hariç olmak üzere birim fiyatlarına göre ilk sözleşmede 6.978.549,44-TL, ikinci sözleşmede ise 3.214.080,00-TL’lik kısımlar olduğunu, davacı kurum tarafından 4735 sayılı kanunun geçici madde 5’e göre fiyat farkı uygulanmış olmasına rağmen değişen ekonomik koşullar sebebiyle müvekkilinin durumunun katlanılamayacak derecede ağırlaştığını, işbu sebeple 15/06/2022 tarihinde davalı idareye sözleşmenin günümüz şartlarına uyarlanması talebiyle başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı tarafça taleplerinin “söz konusu sözleşmelerin … tarih ve … sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5546 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 13. Maddesi 2. Bendi hükümlerine uymadığı” gerekçesi ile reddedildiğini, davalının, diğer taşeron şirketler ile yaptığı hizmet alım sözleşmelerini yapılan işin %15’in altında olması sebebiyle fesih edildiğini, günümüz şartlarına uygun olarak tekrar ihale edildiğini, müvekkili şirketin tarafından yapılan işin %16 olması gerekçesiyle müvekkilinin sözleşmesinin uyarlanmadığını, davalı kurumca taleplerinin reddedilmesi sebebiyle müvekkili şirket ile davalı arasında yapılmış olan hizmet alım sözleşmelerinin günümüz koşullarına uyarlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket yetkilisi tarafından 17/03/2022 tarihli dilekçesi ile müvekkili idareye başvurduğunu ve uhdesi altında bulunan işle ilgili 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 5. Maddesinin uygulanmasına ilişkin esaslar çerçevesinde ek fiyat farkı hesaplamalarının yapılarak kendilerine ödenmesini talep ettiğini, müvekkili idare tarafından da davacı şirkete ek ödemeler yaptığını, davacının talebinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davacının geçmişe dönük olarak yapmış olduğu harcamalara ilişkin taleplerinin huzurdaki dava ile çözülmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle taleplerinin reddi gerektiğini, ayrıca Yargıtay’ın sözleşmenin uyarlanmasını talep eden tarafın tacir olması durumunda “basiretli tacir gibi davranma” yükümlülüğünün ekonomik risklere ilişkin öngörülü olma halini de kapsadığı ve bu nedenle bu kişinin uyarlama talebinin reddedilmesi gerektiğine ilişkin kararlarının da mevcut olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; “…Davacı tarafça akaryakıt, araç parça, araç sigortası gbi fiyatlarındaki artışların aşırı ifa zorluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de dava konusu sözleşmeye konu iş davacı tarafça ihale sonucu alınmıştır. İhaleye katılan tüm firmalar aynı şartlarla katılmış ve tekliflerini buna göre vermişlerdir. Davacı şirketin ihale ve sözleşme şartlarını baştan beri bilerek kabul ettiği, sözleşmeye bağlılık ilkesinin esas olduğu, TTK ‘nın 18/2 gereğince davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, somut olayda; basireti davranmakla yükümlü tacir olan davacının Türk Lirasının yabancı para karşısında değer kaybetmesi, ekonomik kriz, rekabetin artması vs. gibi durumları öngörebileceği, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştiren ve sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun bulunmadığı, sözleşmeyle bağlılık ilkesinin esas olduğu, davacı almış olduğu ihale kapsamında davalıya iş makinası kiralama hizmet alımı vereceğini bilmekte olup basiretli davranmak zorunda olan davacı bakımından ekonomik dalgalanmanın TBK’nın 138. maddesinde tanımlanan beklenmedik veya öngörülemeyen durum olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Sözleşmeye bağlılık ilkesi çerçevesinde davacı şirket serbest iradesi ile sözleşme yapmış ve imzalamış olduğundan imzasına bağlı kalması gerekmektedir. ( Emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/3651 E. 2023/7470 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/3663 E. 2023/ 959 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2022/3243 E. 2024/114 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2022/2660 E. 2022/8747 K. Sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2023/2498 E. 2024/125 K. Sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 tarihli ve 2017/13-515 E., 2019/1233 K. sayılı kararı ilamı aynı yöndedir.) Bu durumda TBK nın 138. madde öngörülen uyarlama koşulları oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. A- Kanal Taşıt ve İş Makinası Kiralama Hizmet Alımına ait 17/09/2021 tarihli 16.931.829,44-TL bedelli (Uyarlanması istenen 9.953,280,00-TL’lik kısım) sözleşme yönünden davanın reddine, B- Kanal Taşıt ve İş Makinası Kiralama Hizmet Alımına ait 17/09/2021 tarihli 4.563.801,94-TL bedelli sözleşme yönünden (Uyarlanması istenen 3.214.080-TL’lik kısım) davanın açılmamış sayılmasına,…” şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yaklaşık 25 yıldır, davalı kurumda ihaleye girdiğini, ihalelerin tamamını da kazandığını, müvekkilinin davalı kurumun 25 yıla yakın süredir taşeronluğunu yaptığını, müvekkilinin davalı kurum ile yaptığı dava konusu sözleşme hariç tüm sözleşmelere bağlı kalmış, edimini ifa ettiğini, davalı kurum ile dava konusu ihtilaf haricinde anılan süreçte uyarlama yahutta benzeri davasının bulunmadığını, Ülkemizde 2021 yılının son çeyreğinde ve devamında yaşanan ekonomik olayların müvekkilinin basiretli davranması ve öngörmesi ile ortaya çıkmasına engel olunacak bir durum olmadığını, Ülkemizde 2021 yıllının son çeyreğinden ve devamında müvekkil şirket tarafından öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü durumlar yaşandığını, dava konusu sözleşme tarihinde mazot litre fiyatının 6,31 TL, benzin litre fiyatı 6,73 TL ve gazyağı litre fiyatının 6,76 TL iken geçen süreçte litre fiyatlarında fahiş artış yaşandığını, aynı şekilde araç sigorta giderleri, motorlu taşıtlar vergisi, lastik, araçların parça giderlerine de şu an itibariyle %700-%800 oranlarında zam geldiğini, ihale süresi olan 3 yıllık dönemde ortalama %700 esas alındığında, yıllık bazda % 233 ve aylık bakıldığında ise %19,42’yi geçtiğini görebileceğimizi, ihale süresi olan 3 yıllık dönemde ortalama %800 esas alındığında, yıllık bazda % 266 ve aylık bakıldığında ise %22,12’yi geçtiğini görebileceğimizi, Wikipedia tanımlamasına göre Hiperenflasyon, enflasyonun yılda yüzde 200 sınırını aştığı anlardaki hali olduğunu, dörtnala enflasyon olarak da adlandırıldığını, paranın değerini yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimi olduğunu, bu tanımlamada belirtilen yıllık yüzde 200 bu ihale kapsamında yıllık yüzde %233-266 ile aşıldığını, Ülkemizde yaşanan olumsuz ekonomik gelişmelerin kamuya iş yapan taşeronlar tarafından öngörülemez olduğundan, iş bu taşeronların iflasını ve ihalelerin feshini engellemek amacıyla 5546 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlandığını, müvekkilinin davalı kuruma iş bu madde gereğince sözleşmenin feshi başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin kararname tarihinden önce son kestiği fatura ile sözleşmenin gerçekleşme oranı %16 olduğu gerekçesi ile başvurusunun kabul edilmediğini, müvekkili şirketin iş bu yasal düzenlemedeki bu durumu öngörmesinin mümkün olmadığını, İlk derece mahkemesince davalı kurumun %15 hakkedişi tamamlanmadığı gerekçesi ile iptal edip tekrardan diğer taşeron şirketler (… Hubutat-… İnşaat-…Şirketi …Temizleme- … Turizm) ile aynı iş için yaptığı ihalelere ait sözleşmelerin istenildiğini, lakin iddiaları doğrultusunda incelenmediğini, İlk derece mahkemesince uyarlanmanın ise 4735 sayılı kanunun geçici madde 6’ya göre sözleşmesi fesih edilip tekrardan ihale sözleşmesi yapılan şirketlerin sözleşmeleri , teknik şartnamelerin karşılaştırılması, alınan ihale ile eski iş arasındaki fiyat farkı, iki ihale arasındaki yüzdelik fark hesaplaması, yeni alınan ihalenin birim fiyatları ile eski işin birim fiyatları, davalı kurumun yeni işteki fiyat ile eski işteki enflasyon oranı, yaklaşık maliyet hesaplarının, fiyat farkı ödemelerinin uzman bir bilirkişi heyetine yaptırılarak sözleşmenin uyarlanması gerektiğini, İlk derece mahkemesince taleplerimiz incelendiğinde ise, iş bu taşeronlarla ile davalı kurum arasında yapılan ikinci sözleşmelerde, taşeronların hakkedişleri ilk sözleşmeye göre çok ciddi artış olduğu tespit edileceğini, aksi takdirde iş bu taşeronların ülkemizde yaşanan fahiş fiyat artışından korunduğunu, kar dahi etmiş iken, müvekkili şirketin fahiş zarara etmiş olacağını, hatta iş bu zarar ekonomik olarak iflasına dahi neden olabileceğini, müvekkili şirket yönünden ise davalı kurum tarafından … tarih… Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5203 karar sayılı 4735 sayılı kanunun geçici 5. Maddeye göre fiyat farkının uygulandığını, hesaplamanın ise Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile belirtilen şekilde yapıldığını, müvekkili şirketin dava konusu edilen sözleşmede uyarlanması talep ettiği kısmlardan sadece akaryakıt yönünden fiyat farkı hesaplaması yapıldığını, iş bu hesaplama dahi akaryakıt artışından altında kalmakta olup, diğer kalemler yönünden fiyat farkı hesabı yapılmadığını, bir başka ifadeyle davalı kurum tarafından müvekkili şirketin hakkedişine Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinden sonra arttırımlı fiyat farkı uygulandığını, bu uygulamada fiyat farkının altında kaldığını, bilirkişi heyeti tarafından dava konusu edilen sözleşmede işçilik alacakları ayrılarak, uyarlanması talep ettikleri alacak kalemleri hesaplanması yapılsa idi, müvekkilinin hakkedişine TÜFE tarafından açıklanan enflasyon oranlarının altında çok altında fiyat farkı ödemesi yapıldığının tespit edileceğini, ayrıca davalı kurum tarafından müvekkilinin hakkediinde makine ve ekipman yönünden fiyat farkı hesabı yapılmadığını, diğer taşeronlar ile yenilenen sözleşmelerde iş bu alacak kalemleri içinde fiyat farkı hesabı yapıldığını, kararnamede tüm taşeronların Ülkemizde ve dünyada hammadde temininde ve tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ile girdi fiyatlarındaki beklenmeyen artışlar nedeniyle mağduriyetlerinin giderilmesi için düzenlenmiş olup, ihalesi iptal edilen taşeronun mağduriyetini giderilmesi, müvekkilinin üstlendiği işin %16’sını yapması nedeniyle ihalesi iptal olmaması nedeniyle mülkiyet hakkını ihlal edecek şekilde mağduriyetine neden olunmaması gerektiğini, tüm taşeron şirketlerin eşit olarak korunmasının amaçlandığı kanaatinin taşınması gerektiğini, İlk derece mahkemesi kararı doğrultusunda dava konusu olayda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Aşırı İfa Güçlüğü’ne ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulamayacağının mahkememizce değerlendirilmesi gerektiğini kanaatini taşıdıklarını, kamu ihale sözleşmelerine ilişkin 4735 sayılı KİSK özel kanun, TBK ise genel kanun niteliğinde olduğu, KİSK’in 36’ıncı maddesindeki atıf sebebiyle, KİSK’te hüküm bulunmayan hallerde TBK’ya gidildiği, 4735 sayılı KİSK’in, 4,8 ve 15’inci maddelerindeki yasaklayıcı hükümlerin, sözleşmenin uyarlanmasını engelleyici nitelikte olmayıp, idarelerin ihale aşamasındaki objektifliğinin, sözleşmenin ifa aşamasında da sürdürerek, yüklenicilere farklı şekilde ödemeler yapmasına engel olarak olası kamu zararının önüne geçmek amaçlı olduğu, nitekim 4735 sayılı KİSK’te iki defa yapılan değişikliklerle ek fiyat farkı ve artırımlı ek fiyat farkı verildiği, dava konusu olayda geniş bir değerlendirme yapıldığında yüksek enflasyon ve yüklenici maliyetlerindeki artışı yok saymanın mülkiyet hakkının özünü zedeleyeceğini ve dolayısıyla huzurdaki dava açısından da sözleşmenin uyarlanmasınına ilişkin 4735 sayılı KİSK’te özel hüküm bulunmaması sebebiyle TBK m.138’deki uyarlanma hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yolu başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemenin 2024/719 sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 202/1094 Esas , 2024/719 Karar sayılı 16/07/2024 tarihli ilamına ilişkin davacının istinaf taleplerinin öncelikle usulden reddine, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasına yönelik açılan davadır.
Mahkemece 02.07.2024 tarihli oturumda: ” Davacı tarafça aynı sözleşme kapsamında uyarlanmasını talep ettiği kısım yönünden maddi hata yapıldığı belirtildiğinden 9.953,280,00 TL’lik kısım yönünden alınması gereken 169.977,14-TL harçtan daha önce yatırılan 119.176,18-TL’nin mahsubu ile bakiye 50.800,96-TL eksik harcın yatırılması için davacı vekiline gelecek celseye kadar süre kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde harç eksikliğinin giderilmemesi halinde Harçlar Kanunu”nun 30.maddesi gözetilerek dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceğinin ihtarına, (davacı vekiline ihtarat yapıldı) “Şeklinde ara karar kurulduğu akabinde 16.07.2024 tarihli oturumda davacının eksik harcı tamamlamadığından bahisle ” Kanal Taşıt ve İş Makinası Kiralama Hizmet Alımına ait 17/09/2021 tarihli 4.563.801,94-TL bedelli sözleşme yönünden (Uyarlanması istenen 3.214.080-TL’lik kısım) davanın açılmamış sayılmasına,” karar verildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nun 150/4-5 madde hükümleri incelendiğinde: Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.” şeklinde düzenlemeler olduğu görülmüştür.
Mahkemece ara kararda 492 s. Harçlar Yasası’nın 30. maddesi yollaması ile 6100 s. HMK’nın 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği belirtilmiş olmasına rağmen 4.563.801,94-TL bedelli sözleşme yönünden dosyanın işlemden kaldırılmadan doğrudan davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilerek 6100 sayılı HMK 150. maddeye aykırı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür .
Mahkemece 4.563.801,94-TL bedelli sözleşme yönünden dosyanın işlemden kaldırılarak 6100 sayılı HMK 150. Maddesinde belirtilen şekilde yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi amacıyla davacının istinaf talebinin kabulü ile kaldırma nedenine göre de hükmün esasına yönelik sair istinaf taleplerinin şimdilik incelenmeksizin dosyanın HMK 353/1-a-6 md uyarınca, mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK’nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ’nin istinafa konu edilen 16/07/2024 tarih ve 2022/1094 E – 2024/719 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 11/11/2024