KAMU İHALE SÖZLEŞMELERİ, UYARLAMA, İŞLEM TEMELİNİN ÇÖKMESİ
6098 sayılı Kanun’un 138 nci maddesinde yer alan yeni düzenleme uyarınca; sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen borçludan kaynaklanmamış olağanüstü yeni bir durumun ortaya çıkmış olması, yeni koşullara göre ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek ve ifa güçlüğü doğuracak derecede borçlu aleyhine değişmiş olması ve borçlunun edimini henüz ifa etmemiş veya ihtirazi kayıtla ifa etmiş olması hallerinin birlikte varlığı halinde, borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilecektir.
Böyle bir durumda mahkemece uyarlama koşullarının bulunup bulunmadığı her somut olay yönünden dürüstlük kuralına uygun olarak değerlendirilmeli ve buna göre bir çözüm tarzı bulunmalıdır.
Uyarlama koşullarının varlığı için sözleşmeye konu karşılıklı edimler arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilmez, katlanılamaz bir biçimde bozulmuş olmalıdır.
Öğretide bu kurama işlem temelinin çökmesi adı verilmektedir.
Buna göre, sözleşmenin temelini teşkil eden, kendisi üzerine anlaşmanın dayandığı ve karşılıklı edimlerin tayin olunduğu edim ve karşı edim arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilmez, katlanılmaz biçimde bozulduğu hallerde, işlem temelinin çökmesi söz konusu olacaktır. (Serozan, Rona; s. 164 vd). Bir hukuki işlemin temelinden çözmüş sayılması için edimler arasındaki denge bozukluğunun önemli, açık ve aşırı olması gerekir. Uyarlama koşullarının varlığının tespitinde işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması gerekir. Önceden teşhis ve tahmin edilen sonraki vakıalar uyarlama sebebi olamaz ise de, bir tacirin gelecekteki her bir somut tehlikeyi tahmin edebilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte gelecekte meydana gelebilecek her türlü riziko listesinin (deprem, sel felaketi, savaş, sıkıyönetim, ithalat/ihracat yasakları, ekonomik ambargo vs.) bilinebilir olması, o olay yönünden gelecekte meydana gelebilecek somut tehlikenin bilindiği veya bilinmesi gerektiği anlamına gelmez.
Böyle bir riskin bilindiğinden veya bilinmesi gerektiğinden söz edebilmek için o iş yönünden somut bir işaret ya da verinin varlığı gerekir.



