Sözleşmelerinin Haksız Feshi Halinde Yüklenicinin Müspet ve Menfi Zarar Talep Hakkı

0
34
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Sözleşmelerinin Haksız Feshi Halinde Yüklenicinin Müspet ve Menfi Zarar Talep Hakkı: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.10.2024 tarihli Kararının Değerlendirilmesi

Giriş

Kamu ihale sözleşmelerinin idare tarafından sona erdirilmesi, uygulamada yükleniciler ile idareler arasında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan birini oluşturmaktadır. Özellikle fesih işleminin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı ve haksız fesih halinde yüklenicinin hangi zarar kalemlerini talep edebileceği konusu doktrinde ve yargı kararlarında önemini korumaktadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.10.2024 tarihli kararı, kamu ihale sözleşmelerinin haksız feshi halinde yüklenicinin yalnızca menfi zararını mı, yoksa hem menfi hem de müspet zararını mı talep edebileceği sorusuna açıklık getirmesi bakımından dikkat çekici niteliktedir.

Uyuşmazlığın Konusu

Dava konusu olayda, yüklenici şirket ile belediye arasında 01.01.2016-31.12.2018 tarihleri arasında belediyeye ait 180 adet otobüsle toplu taşıma hizmetinin yürütülmesine ilişkin hizmet alım sözleşmesi imzalanmıştır.

Sözleşmenin süresi henüz dolmadan, belediye tarafından iş barışının bozulacağı ve ücret dengesizliği oluşacağı gerekçesiyle sözleşme feshedilmiş ve tasfiye edilmiştir.

Yüklenici şirket ise;

  • Kesin teminat mektupları nedeniyle katlandığı masrafları,
  • Kamu İhale Kurumu payını,
  • Damga vergisini,
  • Sözleşmenin tamamlanamaması nedeniyle uğradığı zararları,
  • 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca talep edebileceği bedelleri

ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin Yaklaşımı

Bölge Adliye Mahkemesi, belediyenin fesih gerekçelerinin haklı nedene dayanmadığını kabul etmiş; ancak buna rağmen yüklenicinin yalnızca menfi zararlarını talep edebileceği sonucuna ulaşmıştır.

Bu kapsamda;

  • Teminat mektubu masrafları,
  • Kamu İhale Kurumu payı,
  • Damga vergisi gibi sözleşmenin kurulması ve ifası için yapılan giderlerin

menfi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş, buna karşılık müspet zarar talepleri reddedilmiştir.

Müspet ve Menfi Zarar Kavramları

Borçlar hukukunda;

Menfi zarar

Sözleşmenin yapılmamış olması halinde tarafın uğramayacağı zararları ifade eder. Bunlar;

  • İhale giderleri,
  • Teminat mektubu masrafları,
  • Damga vergileri,
  • Sözleşmenin kurulması için yapılan harcamalar

gibi kalemlerden oluşmaktadır.

Müspet zarar

Müspet zarar ise sözleşmenin gereği gibi ifa edilmesi halinde elde edilecek ekonomik menfaatin kaybını ifade eder.

Buna;

  • Yoksun kalınan kâr,
  • Beklenen kazanç,
  • Sözleşmenin tamamlanması halinde elde edilecek gelir

gibi kalemler dahildir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin yalnızca menfi zarara hükmetmesini isabetli bulmamıştır.

Kararda açıkça;

“Sözleşmenin feshinin haksız olduğu kabul edildiğine göre davacı yüklenici hem müspet hem de menfi zararını talep edebilir.”

tespitine yer verilmiştir.

Böylece Yargıtay, haksız fesih halinde yüklenicinin sadece yaptığı giderleri değil, aynı zamanda sözleşmenin devamı halinde elde edeceği ekonomik menfaatleri de talep etme hakkına sahip olduğunu vurgulamıştır.

4735 Sayılı Kanun Açısından Değerlendirme

Karar, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nda düzenlenen tasfiye ve fesih hükümlerinin, genel borçlar hukuku ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Gerçekten de haksız fesih nedeniyle yüklenicinin uğradığı zarar yalnızca yaptığı masraflarla sınırlı değildir. Sözleşmenin süresinden önce sona erdirilmesi, yüklenicinin beklediği kârı ve ekonomik menfaatleri de ortadan kaldırmaktadır.

Bu nedenle yüklenicinin uğradığı zararların tam olarak giderilebilmesi için hem menfi zararının hem de müspet zararının karşılanması gerekmektedir.

Kararın Uygulamaya Etkileri

Karar, özellikle kamu idareleri bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Buna göre;

  • Haksız fesih halinde idareler yalnızca yüklenicinin yaptığı masraflardan değil,
  • Yüklenicinin mahrum kaldığı kazançtan da sorumlu olabileceklerdir.

Bu nedenle sözleşmenin feshi yoluna başvurulmadan önce;

  • Fesih sebeplerinin hukuki dayanağı,
  • Sözleşme hükümleri,
  • 4735 sayılı Kanun hükümleri,
  • Olası tazminat sorumluluğu

titizlikle değerlendirilmelidir.

Aksi halde, haksız fesih nedeniyle idareler yüksek tutarlı tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya kalabileceklerdir.

Sonuç

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kararı, kamu ihale sözleşmelerinin haksız feshi halinde yüklenicinin zararlarının kapsamını geniş yorumlayan önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Karar uyarınca, haksız feshe maruz kalan yüklenici yalnızca sözleşmenin kurulması ve ifası sırasında yaptığı giderleri ifade eden menfi zararını değil, sözleşmenin devam etmesi halinde elde edeceği kazançları kapsayan müspet zararını da talep edebilecektir.

Bu yaklaşım, tam tazmin ilkesi ve borçlar hukukunun zarar görenin eski hale getirilmesi amacına uygun düşmekte olup, kamu ihale sözleşmelerinde haksız fesih nedeniyle doğan sorumluluğun kapsamını belirleyen önemli bir yargısal içtihat olarak değerlendirilmektedir.