Geçici teminatın irad kaydına ilişkin davalarda verilen Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulacaktır?

0
257
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Dosyanın incelenmesinden, “Van İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Bağlı, 13 İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri, Halk Eğitim Merkezleri, İlköğretim (Anaokulu-İlkokulu-Ortaokulu), Ortaöğretim Okullarında (Lise ve Dengi Okullar) Kullanılmak Üzere Katı Yakıt (Kömür Odun) Alımı” ihalesinin 5., 6., 7., 8. ve 13. kısımlarının davacı şirketin uhdesinde kaldığı, kesinleşen ihale kararının 27/08/2019 tarihinde davacı şirkete bildirildiği, sözleşmeye davet edilmesi üzerine davacı şirketin 04/10/2019 tarihli dilekçesiyle, ihale tarihi itibarıyla vergi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunmasının sözleşme imzalamaya engel teşkil edip etmediği hususunun kendisine bildirilmesine yönelik Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvuruda bulunulduğu, bu başvuru üzerine yapılan inceleme neticesinde şirketin ihale tarihi itibarıyla vergi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunduğu tespit edildiğinden 520.000,00-TL tutarındaki geçici teminatının irat kaydına yönelik dava konusu işlemin tesis edildiği ve bu işlemin iptali ile 98.852,00-TL’nin 10/10/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, Van 3. İdare Mahkemesi tarafından istinaf yolu açık olmak üzere dava dilekçesinin Van Valiliği’ne tevdiine karar verildiği, anılan karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi’nce temyiz yolu açık olmak üzere istinaf başvurusunun reddine karar verildiği ve bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

Mahkeme kararına karşı istinaf kanun yoluna mı yoksa temyiz kanun yoluna mı başvurulabileceğinin belirlenmesi için öncelikle dava konusu uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tâbi olup olmadığının tespiti zorunludur. 2577 sayılı Kanun’a 6545 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle eklenen “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı kurala bağlandığından, ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklardan ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

İhale işlemlerine ilişkin idarî usulü düzenleyen temel kanunlardan olan 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 4. maddesinde, ihalenin “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla işin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve yetkili mercilerin onayı ile tamamlanan sözleşmeden önceki işlemleri”; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 4. maddesinde ise, “Bu Kanunda yazılı usul ve şartlarla mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin istekliler arasından seçilecek birisi üzerine bırakıldığını gösteren ve ihale yetkilisinin onayını müteakip sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan işlemleri” ifade ettiği belirtilmiş olup, bu kanuni tanımlamalar ve istikrar kazanan içtihatlar dikkate alınarak ihale ilanı ile başlayıp sözleşmenin imzalanması ile tamamlanan süreçte tesis edilen işlemlerin ivedi yargılama usulüne tâbi ihale işlemleri olduğunun kabulü gerekir.

Bu kapsamda, davacı şirketin toplam 520.000,00-TL tutarındaki geçici teminatının irat kaydı üzerine 17/10/2019 tarihli dilekçesiyle, teklif ettiği bedelin %3’ünü aşan 98.852,00-TL tutarındaki geçici teminatının iadesi için Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne başvurduğu, söz konusu başvurunun 18/10/2019 tarihli işlemle reddedildiği, davacı şirketin ekonomik açıdan en avantajlı teklifi verdiği ihalenin 5., 6., 8. ve 13. kısımlarına yönelik olarak diğer isteklilerle sözleşme imzalanmadığı, 7. kısma yönelik olarak ise 22/10/2019 tarihinde ekonomik açıdan  en avantajlı ikinci teklif sahibiyle sözleşme imzalandığı, dolayısıyla sözleşme imzalanmadan önceki ihale aşamasına ilişkin olan ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesi gereken geçici teminatın irat kaydına ilişkin işlemin iptali ile 98.852,00-TL’nin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemine ilişkin uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Kaldı ki, irat kaydına ilişkin işlem ile bu işlemin sonucu olarak irat kaydedilen tutarın iadesine karar verilmesinin birlikte dava konusu edilmesi hâlinde, davanın bütününün ivedi yargılama usulüne tâbi olması gerektiği açıktır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 06/06/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/339 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karşı yapılan itirazın incelenmeksizin reddi kararı da aynı yöndedir.

Bu durumda, İdare Mahkemesi’nce verilen kararın 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca ivedi yargılama usulü kuralları gereğince doğrudan temyize tâbi olduğu, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda  anılan Kanun’un 45/8. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi tarafından işin esasına girilmeksizin dava dosyasının Danıştay’a gönderilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen kararda usûl kurallarına uygunluk bulunmamaktadır.

(Danıştay’ın 11/11/2020 tarihli kararı)