Eser Sözleşmelerinde Feshin İptali Davasında Hukuki Yarar Sorunu

0
18
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Eser Sözleşmelerinde Feshin İptali Davasında Hukuki Yarar Sorunu: Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/617 E., 2017/4399 K. Sayılı Kararının Değerlendirilmesi

Giriş

Eser sözleşmeleri kapsamında taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda sözleşmenin feshi, uygulamada en sık karşılaşılan ihtilaflardan birini oluşturmaktadır. Özellikle kamu kurumları ile yükleniciler arasında akdedilen yapım sözleşmelerinde, işin süresinde ve sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmemesi veya projenin uygulanması sırasında ortaya çıkan teknik sorunlar nedeniyle sözleşmenin feshedilmesi gündeme gelebilmektedir. Ancak fesih işleminin haklı veya haksız olduğu kadar, bu feshe karşı açılacak davanın niteliği ve davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı da önem taşımaktadır.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2017/617 E., 2017/4399 K. sayılı kararı, özel hukuk sözleşmelerinde fesih işleminin niteliği ile “feshin iptali” talebinde hukuki yarar bulunup bulunmadığı konusunda önemli değerlendirmeler içermektedir.

Olayın Özeti

Taraflar arasında Avrupa Birliği destekli bir proje kapsamında doğal arıtma, foseptik ve kanalizasyon yapım işlerine ilişkin eser sözleşmesi imzalanmıştır. Yüklenici, işin uygulanması sırasında ihale dokümanı ile fiili durum arasında uyumsuzluklar bulunduğunu, bu hususları idareye bildirmesine rağmen gerekli çözümlerin üretilmediğini ve ek süre taleplerinin reddedildiğini ileri sürmüştür.

İdare ise yüklenicinin işini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğini, işin ayıplı ifa edildiğini ve bu nedenle sözleşmenin haklı sebeplerle feshedildiğini savunmuştur.

Bunun üzerine yüklenici, fesih işleminin iptali ile teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin tedbiren önlenmesi istemiyle dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesinin Kararı

Mahkeme, idarenin fesih işlemini yeterli inceleme yapmaksızın ve soyut gerekçelerle gerçekleştirdiği kanaatine ulaşmış, kamu yararının ve projenin devamının gözetilmesi gerektiğini belirterek sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği sonucuna varmış ve davanın kabulüne karar vermiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin yaklaşımını isabetli bulmamıştır.

Kararda öncelikle özel hukuk hükümlerine tabi eser sözleşmelerinde, tek taraflı fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte sözleşmenin sona erebileceği vurgulanmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin nakdi bedelli bir eser sözleşmesi olması nedeniyle, fesih beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşmenin hukuken sona erdiği kabul edilmiştir.

Bu noktada Yargıtay’a göre yargısal denetimin konusu, fesih işleminin ortadan kaldırılması veya iptali değil; fesih işleminin haklı mı yoksa haksız mı olduğunun tespiti ve buna bağlı olarak doğan hukuki sonuçların belirlenmesidir.

Feshin İptali Talebinde Hukuki Yararın Bulunmaması

Kararın en önemli yönü, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h maddesi kapsamında hukuki yarar kavramına yaptığı vurgudur.

Yargıtay’a göre, özel hukuk sözleşmelerinde fesih bildiriminin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte sözleşme sona erdiğinden, artık “feshin iptali” şeklinde bir talebin davacıya sağlayacağı korunmaya değer güncel bir hukuki yarar bulunmamaktadır.

Taraflar, fesih işleminin haklı veya haksız olması nedeniyle ortaya çıkan zararların tazmini, teminatların iadesi, alacak talepleri veya sözleşmede öngörülen diğer sonuçlara ilişkin dava açabilirler. Ancak tek başına fesih işleminin iptalini istemek, medeni usul hukukunda aranan hukuki yarar şartını karşılamamaktadır.

Bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi bozma sebebi yapılmıştır.

Kararın Uygulamadaki Önemi

Karar, özel hukuk alanındaki eser sözleşmeleri ile idari işlemler arasındaki ayrımı net biçimde ortaya koymaktadır.

İdari işlemler bakımından iptal davası mümkün olmakla birlikte, özel hukuk sözleşmelerinde tek taraflı fesih beyanı ile sözleşme sona ermekte ve uyuşmazlık fesih işleminin iptalinden ziyade, feshe bağlanan sonuçlar üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Bu nedenle yüklenicilerin;

  • Haksız fesih nedeniyle uğradıkları zararların tazmini,
  • Teminat mektuplarının iadesi,
  • İş bedellerinin tahsili,
  • Müspet veya menfi zarar talepleri,
  • Sözleşmede düzenlenen diğer mali sonuçlar

bakımından dava açmaları mümkün olmakla birlikte, yalnızca “feshin iptali” talebine dayanarak dava açmaları hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilebilecektir.

Sonuç

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/617 E., 2017/4399 K. sayılı kararı, özel hukuk hükümlerine tabi eser sözleşmelerinde fesih beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla sözleşmenin sona erdiğini ve bu aşamadan sonra tek başına feshin iptalinin istenmesinde hukuki yarar bulunmadığını ortaya koymaktadır.

Karar, özel hukuk sözleşmelerinde uyuşmazlığın merkezinin fesih işleminin geçerliliği değil, fesih nedeniyle ortaya çıkan hukuki sonuçlar olduğunu vurgulamakta; tarafların taleplerini buna göre şekillendirmeleri gerektiğini göstermesi bakımından uygulamaya yön veren önemli içtihatlardan biri niteliğini taşımaktadır.