Yapım işlerinde yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılması esası

0
745
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Yapım işlerinde yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılması esası

4734 sayılı Kanunun 62. maddesinde “Öngörülen ödeneklerin kullanılmasına imkan verecek süre dikkate alınarak, idarelerce ihalelerin zamanında yapılması, birden fazla yılı kapsayan ve yatırım niteliği olan işlerde (doğal afetler nedeniyle yapılması gerekenler hariç) ise yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılması esastır.” hükmü yer almaktadır.[1]

            4734 sayılı Kanunun yukarıya alınan düzenlemesiyle ihalelerin zamanında, başka bir ifadeyle geciktirilmeksizin yapılması amaçlanmıştır.

Kanun, ihalelerin zamanında yapılması hususunu, birden fazla yılı kapsayan ve yatırım niteliği olan işler açısından daha da somutlaştırmış ve yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılmasının esas olduğunu hükme bağlamıştır. Dolayısıyla, birden fazla yılı kapsayan yapım işlerinin yılın ilk dokuz ayında sonuçlandırılmasını sağlamaya yönelik olarak ihale hazırlık işlemleri (ödenek tahsis edilmesi, projenin ve şartnamelerin hazırlanması, yaklaşık maliyetin hazırlanması, arsa temini vb. işlemler) ve ihale sürecinde (tekliflerin değerlendirilmesi, şikayet, itirazen şikayet vb. durumlar) söz konusu olabilecek aşamaların hesaba katılarak idarece değerlendirilmesi gerekmektedir.

Konuya ilişkin Genel Tebliğin 19.1. maddesinde yer alan açıklama aşağıya aynen alınmıştır:

 “19.1. 4734 sayılı Kanunun “İdarelerce Uyulması Gereken Diğer Kurallar” başlıklı 62 nci maddesinin (b) bendinde; “Öngörülen ödeneklerin kullanılmasına imkan verecek süre dikkate alınarak, idarelerce ihalelerin zamanında yapılması, birden fazla yılı kapsayan ve yatırım niteliği olan işlerde (doğal afetler nedeniyle yapılması gerekenler hariç) ise yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılması esastır.” hükmü yer almaktadır. Kanunun anılan maddesinde yer alan düzenlemeyle, ihale konusu işin öngörülen sürede bitirilmesi ve bu iş için öngörülen ödeneklerin zamanında kullanılması amaçlanmaktadır. Bu nedenle, birden fazla yılı kapsayan ve yatırım niteliği olan işlerde (doğal afetler nedeniyle yapılması gerekenler hariç) yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılmasının esas olduğu hükme bağlanmıştır. Ancak, idarelerin hukuken geçerli nedenleri bulunması halinde, birden fazla yılı kapsayan ve yatırım niteliği olan işlere ilişkin ihalelerin, yılın ilk dokuz ayında sonuçlandırılması yasal bir zorunluluk olarak değerlendirilmemelidir.”

Buna göre;

► Doğal afetler nedeniyle yapılması gereken işlerin ihalesinin yılın ilk dokuz ayında sonuçlandırılması zorunluluğu bulunmamaktadır.

► Hukuken geçerli, daha açık anlatımla genel olarak idarenin insiyatifinde olmayan ve zorunluluk hali olarak değerlendirilebilecek sebeplerin bulunması durumunda ihalenin yılın ilk dokuz ayında sonuçlandırılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu çerçevede, söz gelimi yapılan ilk ihalenin Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edilmesi,  yapılan ihalenin idare tarafından kendiliğinden iptal edilmek durumunda kalınması, ödenek aktarmasının ihalenin ilk dokuz ayda sonuçlandırılmasına imkan vermeyecek ölçüde geç yapılması gibi durumların hukuken geçerli sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

(Kamu İhale Kanunu Ve Yapım İşleri İhaleleri Kitabından Alıntıdır-2014)

[1]     Yapım Yönetmeliğin 5/b maddesinde bu husus “Öngörülen ödeneklerin kullanılmasına imkan verecek süre dikkate alınarak, idarelerce ihalelerin zamanında yapılması, birden fazla yılı kapsayan ve yatırım niteliği olan işlerde (doğal afetler ile ihalenin ivedi olarak yapılmasını gerektiren haller hariç) ise yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılması esastır.” şeklinde ifade edilmiştir. Kanun maddesinde istisna olarak sadece “doğal afetler” durumunun sayıldığı, “ihalenin ivedi olarak yapılmasını gerektiren” ifadesinin bulunmadığı, dolayısıyla bu ifadenin Yönetmelik maddesiyle  öngörüldüğü anlaşılmaktadır.  Bu çerçevede, ihalenin ivediliği hususunun Kamu İhale Kurumu tarafından yılın ilk dokuz ayında ihalenin sonuçlandırılamaması noktasında hukuken geçerli bir neden olarak kabul edildiği söylenebilir.