İtirazen Şikâyet Başvuru Bedelinin İadesi: Anayasa Mahkemesi Kararı ve İdare Mahkemesi Uygulaması Işığında Bir Değerlendirme
Giriş
Kamu ihalelerinde hukuka aykırı işlem veya eylemlerin düzeltilmesi amacıyla başvurulan itirazen şikâyet mekanizması, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında zorunlu bir idari başvuru yolu olarak düzenlenmiştir. Bu sürecin ön koşulu ise başvuru bedelinin Kurum’a ödenmesidir. Ancak başvuru bedelinin iadesine ilişkin mevcut düzenleme, yıllardır hukuk dünyasında hakkaniyet tartışmalarına konu olmuştur. Özellikle “iddiaların tamamında haklı çıkma” şartı, uygulamada birçok başvuru sahibini mağdur eden bir sonuç doğurmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2024 tarihli kararı, bu tartışmalara son noktayı koymuş ve söz konusu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. Bu yazıda, iptal kararının uygulamaya yansıması ve hukuki sonuçları değerlendirilecektir.
1. İtirazen Şikâyet Bedelinin Hukuki Niteliği
4734 sayılı Kanun’un 53. maddesi uyarınca itirazen şikâyet başvurusu için belirlenen bedel, idari işleme karşı zorunlu bir başvuru yolu olmasının doğal bir sonucu olarak bir tür “zorunlu harç niteliği” taşımaktadır. Bu nedenle;
-
Başvurunun yapılabilmesi için bedelin ödenmesi zorunludur,
-
Bedel ödenmeden Kurul inceleme yapmaz,
-
Ancak önceki düzenlemede bedelin iadesi yalnızca iddiaların tamamında haklı çıkılması hâline bağlanmıştı.
Bu durum, özellikle başvurusu kısmen haklı bulunan kişiler bakımından aşırı ve orantısız bir mali yük oluşturmaktaydı.
2. Anayasa Mahkemesi’nin İptal Kararı: Mülkiyet Hakkının Korunması
Anayasa Mahkemesi, 2024/229 sayılı kararında, söz konusu iade şartının Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kararda öne çıkan değerlendirmeler şu şekildedir:
a) İtirazen şikâyetin zorunlu bir yol olması
Başvuru sahibinin iddialarının bir kısmının kabul edilmesi bile, idarenin hukuka aykırı bir işlem yaptığını ortaya koymaktadır. Böyle bir durumda başvuru bedelinin iade edilmemesi, başvuruda haklı çıkan kişiye ek bir külfet yüklemektedir.
b) Aşırı külfet – orantısızlık
İdarenin hatalı işlemini ortaya çıkaran kişinin mali olarak cezalandırılması, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Yüksek Mahkeme, bu uygulamanın mülkiyet hakkı üzerinde ölçüsüz bir sınırlama oluşturduğunu ifade etmiştir.
c) İptal kararının ertelenmiş olması
Her ne kadar AYM, iptal hükmünün yürürlüğünü 9 ay ertelemiş olsa da, mahkemeler bu süre içinde bile Anayasa’ya aykırılığı tespit edilmiş bir hükmü uygulamak zorunda değildir.
3. İdare Mahkemesi Kararları: İptalin Uygulamaya Yansıması
Kararın özeti:
-
Davacı şirket, yaptığı itirazen şikâyet başvurusunda kısmen haklı bulunmuş, Kurul tarafından “düzeltici işlem” kararı verilmiştir.
-
Ancak Kurul, “iddiaların tamamında haklı bulunmadığı” gerekçesiyle başvuru bedelini iade etmemiştir.
-
Mahkeme, bu iade yapılmama işlemini hukuka aykırı bularak iptal etmiştir.
Mahkemenin gerekçesi:
-
AYM’nin söz konusu hükmü iptal etmesi nedeniyle dayanak norm ortadan kalkmıştır.
-
İptal edilmiş bir kuralın mahkemeler tarafından uygulanması Anayasa’nın 153. maddesine aykırıdır.
-
Başvurunun kısmen haklı olması bile idarenin hukuka aykırı işlem yaptığını ortaya koyduğundan bedelin yüklenici üzerinde bırakılması hakkaniyetsizdir.
-
Davacının ödediği başvuru bedelinin yasal faiziyle birlikte iadesi gerektiğine hükmedilmiştir.
4. Kararın Kamu İhale Hukukuna Etkileri
Bu kararın önümüzdeki dönemde doğuracağı sonuçları şu şekilde özetlemek mümkündür:
a) Kısmen haklı bulunan tüm başvurularda bedel iadesi yolu açılmıştır.
Artık başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı çıkması şartı aranmayacaktır.
b) Kurum’un uygulama pratiği değişmek zorundadır.
Kamu İhale Kurumu, AYM kararı ve mahkeme içtihatları doğrultusunda yeni bir uygulama geliştirmelidir.
c) Başvuru sistemi daha adil bir yapıya kavuşmuştur.
Başvuru bedeli artık bir engel niteliği taşımayacak, kişilerin hak arama özgürlüğü güçlenecektir.
d) Yürürlük boşluğu ve yeni yasal düzenleme ihtiyacı
Mevzuattaki boşluğun giderilmesi için Kanun koyucunun yeni bir düzenleme yapması beklenmektedir.
Sonuç
Anayasa Mahkemesi’nin ilgili düzenlemeyi iptal etmesi ve İdare Mahkemesi kararında bu iptale dayanarak bedel iadesine hükmetmesi, kamu ihale hukukunda önemli bir dönüm noktası niteliğindedir. Hak arama özgürlüğünün güçlenmesi, mülkiyet hakkının korunması ve idarenin hukuka uygun davranmaya teşvik edilmesi bakımından oldukça olumlu bir gelişme ortaya çıkmıştır.
Bu karar, bundan sonraki süreçte itirazen şikâyet başvurusu yapan tarafların hukuki güvenliğini artıracak ve daha hakkaniyetli bir uygulama standardı yaratacaktır.

