Yargıtay Kararı Çerçevesinde İnceleme: Eser Sözleşmesinde Yer Teslim Borcunun İhlali, İş Sahibinin Temerrüdü ve Yüklenicinin Fesih Hakkı

0
533
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Yargıtay Kararı Çerçevesinde İnceleme: Eser Sözleşmesinde Yer Teslim Borcunun İhlali, İş Sahibinin Temerrüdü ve Yüklenicinin Fesih Hakkı

1. Giriş

Eser sözleşmelerinde iş sahibinin en temel borçlarından biri, işin yapılabilmesi için gerekli olan yer teslimini süresinde ve usulüne uygun şekilde gerçekleştirmektir. Yer tesliminin hiç yapılmaması ya da eksik yapılması, yüklenicinin edimini ifa etmesini fiilen imkânsız hâle getirir. Bu tür durumlarda iş sahibinin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçları, özellikle fesih ve tazminat talepleri bakımından önem arz etmektedir. İncelenen Yargıtay kararı, bu hususları açıklığa kavuşturması bakımından yol göstericidir.

2. Uyuşmazlığın Konusu ve Olayın Özeti

Taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesine göre işin süresi gün olarak belirlenmiştir. Sözleşme ve eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi uyarınca, sözleşmenin imzalanmasından kısa süre sonra işyeri tesliminin usulüne uygun biçimde yapılması gerekmektedir.

Her ne kadar taraflar arasında bir işyeri teslim tutanağı düzenlenmiş olsa da, bu tutanakta:

  • Teslim edilen parseller açıkça belirtilmemiş,

  • Şartnamede öngörülen teknik ve fiili teslim işlemleri yerine getirilmemiştir.

Yüklenici, iş sahibine birden fazla yazılı başvuruda bulunarak arsanın fiilen teslim edilmesini talep etmiş; nihayet ihtarname ile aksi hâlde sözleşmenin feshedileceğini bildirmiştir. Buna rağmen iş sahibi idare tarafından yer teslimi yapılmamış, hatta gösterilen parsellerin bir kısmının üçüncü kişilere ait olduğu ve kamulaştırma sürecinin sonradan tamamlandığı anlaşılmıştır.

3. İş Sahibinin Temerrüdü ve Hukuki Niteliği

Yargıtay’a göre, bu durumda iş sahibinin yer teslim borcu yönünden temerrüde düştüğü açıktır. Yer teslimi, sadece şekli bir tutanak düzenlenmesiyle değil, işin fiilen yapılabileceği alanın hukuka ve sözleşmeye uygun şekilde yükleniciye bırakılmasıyla gerçekleşir.

Dava tarihine kadar geçen sürede, sözleşmede öngörülen sürenin önemli bir kısmı geçmiş; yüklenici açısından tahammül ve makul bekleme süresi aşılmıştır. Bu hâl, yükleniciye sözleşmenin feshini talep etme hakkı verir.

4. Yüklenicinin Fesih Hakkı

Yerel mahkeme, yer teslimindeki gecikme hâlinde yüklenicinin yalnızca süre uzatımı talep edebileceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, bu yorumu hatalı bulmuştur.

Karara göre:

  • İş sahibinin temerrüdü devam ettiği sürece yüklenicinin sözleşmeye bağlı kalmaya zorlanması hakkaniyete aykırıdır.

  • Uzun süreli ve belirsiz yer teslimi gecikmesi, yükleniciye fesih hakkı tanır.

  • Bu nedenle sözleşmenin feshine ve kesin teminatın iadesine karar verilmelidir.

5. Maddi ve Manevi Tazminat Taleplerinin Değerlendirilmesi

Yüklenici, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat taleplerini birlikte ve ayrım yapmaksızın ileri sürmüştür. Yargıtay bu noktada usule ilişkin önemli tespitlerde bulunmuştur:

  • Davacıya, talep ettiği tazminatın ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu açıklattırılmalıdır.

  • Maddi tazminat bakımından; hangi zarar kalemlerinin talep edildiği ve her bir kalem için istenen miktar açıkça belirtilmelidir.

  • Manevi tazminat açısından, 6098 sayılı TBK m. 56 uyarınca şartlar oluşmadığından bu talep reddedilmelidir.

  • Maddi tazminat talepleri ise bilirkişi incelemesi yaptırılarak değerlendirilmelidir.

6. Kararın Önemi ve Uygulamaya Etkisi

Bu karar, uygulamada sıkça karşılaşılan “yer teslimi yapılmadan işe başlatma” sorununa karşı yüklenicilerin hukuki durumunu netleştirmektedir. Yargıtay, iş sahibinin uzun süreli temerrüdü hâlinde yüklenicinin sözleşmeye katlanmak zorunda olmadığını ve fesih hakkının doğacağını açıkça ortaya koymuştur.