DOĞRUDAN TEMİNDE “3,6 KAT FİYAT FARKI” KAMU ZARARI MI?
Sayıştay’dan dikkat çeken karar: “Başka bir firmaya daha ucuza satılmış olması, tek başına piyasa rayicini göstermez!”
Doğrudan temin yöntemi, uygulamada çoğu zaman “kolay ve hızlı alım” olarak görülüyor. Ancak bu yöntem, piyasa araştırmasının özensiz yapılabileceği anlamına gelmiyor.
Tam tersine, rekabetin açık ihale usulüne göre daha sınırlı olduğu doğrudan teminlerde piyasa fiyat araştırmasının gerçekçi, sağlıklı ve özenli yapılması gerekiyor.
Peki idare, piyasa araştırması yaparak bir malı satın aldıktan sonra, yüklenicinin aynı malı başka bir firmadan çok daha düşük fiyata aldığının ortaya çıkması halinde kamu zararı doğmuş olur mu?
Sayıştay 6. Dairesi’nin 05.03.2026 tarihli ve 992 sayılı kararı bu soruya önemli bir cevap veriyor.
⚡ OLAY NEYDİ?
Bir yükseköğretim kurumunun kesintisiz güç kaynakları için ihtiyaç duyduğu 10 kalem malzeme, doğrudan temin yöntemiyle satın alınıyor.
İdare tarafından 3 firmadan teklif alınıyor.
Yapılan piyasa fiyat araştırması sonucunda en uygun teklif belirleniyor ve alım gerçekleştiriliyor.
Buraya kadar olağan.
Ancak daha sonra Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan incelemede dikkat çekici bir durum ortaya çıkıyor.
Malzemeleri üniversiteye satan firma, üniversiteye fatura düzenlemeden bir gün önce, aynı malzemeleri başka bir firmadan çok daha düşük bedelle satın almış.
Ve bu malzemeler üniversiteye yaklaşık 3,6 kat daha yüksek bedelle fatura edilmiş.
İşte kamu zararı iddiası tam da buradan doğuyor.
💣 “MALZEME 1’E ALINDI, 3,6’YA SATILDI!”
İlk bakışta oldukça çarpıcı bir tablo var:
Satıcı firmanın alış fiyatı: düşük
Üniversiteye satış fiyatı: yaklaşık 3,6 kat yüksek
Bunun üzerine şu soru gündeme geliyor:
“İdare, aynı malı çok daha yüksek fiyata aldıysa kamu zararı oluşmadı mı?”
Ancak Sayıştay açısından mesele bu kadar basit değil.
Çünkü bir ticari işlemdeki düşük fiyat, otomatik olarak piyasa rayici anlamına gelmiyor.
⚖️ SAYIŞTAY: DOĞRUDAN TEMİN İHALE DEĞİLDİR
Kararın temel noktalarından biri, doğrudan teminin hukuki niteliği.
4734 sayılı Kanun kapsamında doğrudan temin;
- ihale usulü değildir,
- ihale komisyonu kurulması zorunlu değildir,
- yeterlik kriterlerinin aranması zorunlu değildir,
- ilan ve teminat gibi birçok unsur doğrudan teminde zorunlu değildir.
Ancak bu durum idarenin tamamen serbest olduğu anlamına gelmez.
Kanun’un temel ilkeleri gereği idare;
uygun şartlarla ve zamanında ihtiyaçları karşılamak ve kamu kaynaklarını verimli kullanmak zorundadır.
Bu nedenle doğrudan teminde temel araç:
📌 PİYASA FİYAT ARAŞTIRMASIDIR.
🔎 “PİYASA FİYAT ARAŞTIRMASI” YETERLİ Mİ?
Sayıştay’ın önemli tespiti burada.
Doğrudan teminde idarenin;
“Aldığım teklifin fiyatını başka bir kaynaktan mutlaka doğrulatmam gerekir.”
şeklinde genel bir zorunluluğu bulunmuyor.
Yani piyasa araştırması kapsamında alınan teklif fiyatlarının mutlaka başka bir fatura, internet fiyatı veya üçüncü bir belgeyle teyit edilmesi zorunlu değil.
Fakat…
Bu, piyasa araştırmasının göstermelik yapılabileceği anlamına da gelmiyor.
Tam tersine:
Rekabetin daha sınırlı olması nedeniyle piyasa araştırmasının sağlıklı ve gerçekçi olması gerekiyor.
🚨 KARARIN KİLİT NOKTASI: “BAŞKA FİRMANIN FATURASI”
Kamu zararı iddiasının temelinde, satıcı firmanın malzemeleri üniversiteye satmadan bir gün önce başka bir firmadan satın aldığı fatura bulunuyor.
Bu faturadaki fiyat, üniversitenin ödediği bedelin oldukça altında.
Ancak Sayıştay kritik bir ayrım yapıyor:
Bu fatura kime ait?
Üniversiteye değil.
Kimler arasında düzenlenmiş?
İki özel şirket arasındaki ticari işlem kapsamında.
Üniversite bu işlemin tarafı mı?
Hayır.
Dolayısıyla faturadaki fiyat, o iki firma arasındaki ticari ilişkinin sonucunda oluşan özel bir fiyat.
Bu nedenle tek başına “piyasa rayici” olarak kabul edilemez.
💥 HER DÜŞÜK FİYAT, “RAYİÇ” DEĞİLDİR!
Kararın en dikkat çekici mesajlarından biri tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Bir firma, bir ürünü başka bir firmaya;
- toplu alım nedeniyle,
- ticari ilişki nedeniyle,
- özel iskonto ile,
- kampanya kapsamında,
- vadeli/vadesiz ödeme şartlarına bağlı olarak,
- farklı teslim koşullarıyla
daha düşük fiyata satmış olabilir.
Bu durumda o fatura bedelinin otomatik olarak “piyasa rayici” kabul edilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla:
Düşük ticari fatura ≠ Kesin piyasa rayici
📊 TİCARET ODASI RAYİÇLERİ DE TARTIŞMAYI BİTİRMEDİ
Dosyada ayrıca Ticaret Odası tarafından bildirilen fiyatlar üzerinden de karşılaştırma yapılıyor.
Ancak burada da önemli bir sorun ortaya çıkıyor.
Rayiç fiyatın belirlenmesinde kullanılan firmalar değiştikçe, teklif fiyatları da değişebiliyor.
Dolayısıyla bu şekilde belirlenen rayiçlerin mutlak ve kesin bir piyasa fiyatı olarak kabul edilmesi mümkün görülmüyor.
Sayıştay bu nedenle, söz konusu fiyatların kamu zararına esas alınamayacağı sonucuna ulaşıyor.
Başka bir ifadeyle:
Rayiç adı altında belirlenen her fiyat, tartışmasız “gerçek piyasa fiyatı” değildir.
🧩 SAYIŞTAYIN ASIL BAKTIĞI ŞEY: GERÇEK PİYASA KOŞULLARI
Dosyada yalnızca tek bir faturaya bakılmıyor.
İdarenin yaptığı piyasa araştırmasında alınan teklifler de inceleniyor.
Ayrıca diğer firmaların aynı malzemeler için verdiği fiyatlara da bakılıyor.
Ve ortaya çıkan tablo şu:
Üniversitenin satın aldığı fiyatlar, dönemin piyasa koşullarıyla uyumlu.
Dolayısıyla satıcı firmanın üniversiteye verdiği teklif ile diğer firmaların teklifleri aynı seviyede.
Bu da üniversitenin alım fiyatının piyasa rayicinin üzerinde olmadığı yönündeki değerlendirmeyi güçlendiriyor.
🎯 “3,6 KAT FARK” NEDEN TEK BAŞINA YETERLİ OLMADI?
İlk bakışta 3,6 katlık fark son derece yüksek.
Ancak Sayıştay açısından önemli olan yalnızca bu farkın varlığı değil.
Çünkü:
Firma A → Firma B’ye düşük fiyatla satış yapmış olabilir.
Bu, Firma B’nin;
İdareye → aynı malı aynı fiyatla satması gerektiği
anlamına gelmez.
İki işlem;
- tarafları,
- ticari şartları,
- miktarları,
- teslim koşulları,
- ödeme koşulları,
- ticari ilişkileri
bakımından farklı olabilir.
Bu nedenle bir ticari işlemde oluşan fiyatın, başka bir ticari işlem için otomatik rayiç kabul edilmesi mümkün değildir.
🔥 KARARIN EN ÖNEMLİ MESAJI
Sayıştay 6. Dairesi, somut olayda piyasa fiyat araştırmasının yeterli olduğu ve üniversitenin gerçekleştirdiği alım fiyatlarının piyasa rayicinin üzerinde olduğunun ortaya konulamadığı sonucuna ulaşıyor.
Bu nedenle yapılan ödeme bakımından:
“İLİŞİLECEK HUSUS BULUNMADIĞINA”
karar veriliyor.
Üstelik karar oybirliğiyle veriliyor.
🏛️ DOĞRUDAN TEMİN YAPAN İDARELER İÇİN 5 KRİTİK DERS
1️⃣ Teklif alın, ama göstermelik almayın.
Piyasa araştırması gerçekçi ve sağlıklı olmalı.
2️⃣ En düşük fiyatı otomatik olarak “rayiç” kabul etmeyin.
Başka bir ticari işlemdeki düşük fiyat, tek başına piyasa fiyatını göstermez.
3️⃣ Faturanın taraflarına dikkat edin.
İdarenin taraf olmadığı iki firma arasındaki ticari işlemdeki fiyat, özel koşullar içerebilir.
4️⃣ Piyasa araştırmasını bütüncül değerlendirin.
Tek bir faturaya değil, aynı dönemdeki diğer tekliflere ve piyasa verilerine de bakılmalı.
5️⃣ Kamu zararı somut olarak ortaya konulmalı.
Sadece:
“Başka bir yerde daha ucuza satılmış.”
denilmesi, tek başına kamu zararı için yeterli değildir.
📌 SON SÖZ
Bu karar, doğrudan temin uygulamalarında önemli bir dengeyi ortaya koyuyor:
İdare sınırsız bir serbestliğe sahip değil.
Piyasa fiyat araştırması mutlaka özenli, gerçekçi ve sağlıklı yapılmalı.
Ancak diğer taraftan;
“Başka bir firma bu ürünü daha ucuza almış.”
şeklindeki tek bir veri üzerinden de kamu zararı kurulamaz.
Çünkü piyasa rayici, tek bir faturadan ibaret değildir.
Asıl mesele, idarenin satın alma tarihinde gerçek piyasa koşullarında makul ve uygun bir bedel ödeyip ödemediğinin somut biçimde ortaya konulmasıdır.
⚖️ Kararın özeti tek cümleyle:
“3,6 kat fiyat farkı” dikkat çekici olabilir; ancak tek başına kamu zararı olduğunu ispatlamaz.
Sayıştay 6. Dairesi
📅 05.03.2026
📌 Karar No: 992
📌 İlam No: 112
🏛️ Kamu İdaresi: Yükseköğretim Kurumları
📚 Konu: Doğrudan Temin – Piyasa Fiyat Araştırması – Kamu Zararı
Sonuç: İlişilecek husus bulunmadığına, oybirliğiyle karar verilmiştir.


