İHALEDE İŞ ARTIŞI VE EKSİLİŞİ: “İKİNCİ TEKLİF DAHA UCUZDU” HESABI KAMU ZARARI SAYILIR MI?

0
13
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

İHALEDE İŞ ARTIŞI VE EKSİLİŞİ: “İKİNCİ TEKLİF DAHA UCUZDU” HESABI KAMU ZARARI SAYILIR MI?

 

Sayıştay 1. Dairesi’nin 16.10.2025 tarihli ve 10967 sayılı kararı, yapım işlerinde iş artışı ve eksilişi uygulamalarında son derece önemli bir noktaya ışık tutuyor.

Bir yapım işi düşünün…

İhale 23 iş kaleminden oluşuyor. İhale sonucunda bir istekli ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi olarak belirleniyor. İkinci sıradaki isteklinin teklifi ise daha yüksek.

İşin uygulanması aşamasında ise tablo değişiyor:

🔹 3 iş kaleminden tamamen vazgeçiliyor.
🔹 5 iş kaleminde artış yapılıyor.
🔹 14 iş kaleminde eksilişe gidiliyor.

İş tamamlandığında ise bir hesaplama yapılıyor:

“Acaba ikinci en avantajlı teklif sahibiyle sözleşme imzalansaydı, aynı imalatlar daha ucuza yapılabilir miydi?”

Birinci ve ikinci teklif sahibinin birim fiyatları karşılaştırılıyor ve aradaki fark kamu zararı olarak değerlendiriliyor.

Sayıştay’ın cevabı ise net: Hayır.


⚖️ SAYIŞTAY’IN ÖNÜNE GELEN TEMEL SORU

İhale sürecinde istekliler, ihale dokümanında yer alan iş kalemleri ve miktarları üzerinden tekliflerini sunmuşlardır.

Her iş kalemi için;

Miktar × Teklif Birim Fiyatı = İş Kalemi Tutarı

hesaplanarak toplam teklif bedeli ortaya çıkmaktadır.

İhale sonucunda da ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi ile bu birim fiyatlar üzerinden teklif birim fiyat sözleşme imzalanmıştır.

Dolayısıyla sözleşmenin temelini, ihale tarihinde belirlenmiş olan iş kalemleri, miktarlar ve teklif birim fiyatları oluşturmaktadır.

Ancak işin gerçekleştirilmesi sırasında bazı kalemlerden vazgeçilmiş, bazılarında artış, bazılarında ise eksiliş meydana gelmiştir.

İşte tartışma tam da burada başlamaktadır.


🔥 “İKİNCİ TEKLİF DAHA UCUZDU” DEMEK YETERLİ Mİ?

Ek sorguda yapılan hesaplamada, yüklenicinin teklif birim fiyatları ile ikinci sıradaki isteklinin teklif birim fiyatları karşılaştırılmıştır.

Aradaki fark üzerinden KDV dahil belirli bir tutarın kamu zararı olduğu ileri sürülmüştür.

Mantık basit:

“İkinci isteklinin birim fiyatları daha düşükse, kamu daha az ödeme yapabilirdi.”

Fakat Sayıştay, kamu zararının yalnızca böyle bir varsayımsal karşılaştırmayla ortaya konulamayacağını kabul etmiştir.

Çünkü burada çok kritik bir ayrım vardır:

İhale aşamasındaki teklif ile işin gerçekleştirilmesi aşamasındaki fiili durum birbirinin aynısı değildir.


📌 İHALEDEKİ TEKLİF, SONRADAN DEĞİŞEN İŞ MİKTARLARIYLA YENİDEN YARIŞTIRILAMAZ

İhale dokümanında toplam 23 iş kalemi bulunmaktadır.

İstekliler, ihale tarihinde kendilerine bildirilen miktarlar üzerinden fiyat vermiştir.

Ancak uygulama aşamasında:

3 kalem → Vazgeçildi
5 kalem → Artış oldu
14 kalem → Eksiliş oldu

Yani işin fiili kapsamı, ihale aşamasındaki miktarlardan farklılaşmıştır.

Bu durumda, ihale tarihinde oluşan tekliflerin, sonradan gerçekleşen fiili miktarlar üzerinden yeniden yarıştırılması ve aradaki farkın doğrudan kamu zararı olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Çünkü ikinci teklif sahibi, işin gerçekleşen miktarları üzerinden yeniden teklif vermemiştir.

Dolayısıyla ortada gerçek bir “alternatif maliyet” değil, varsayımsal bir hesap bulunmaktadır.


🚨 KAMU ZARARI İÇİN SADECE ARİTMETİK YETERLİ DEĞİL

Kararın en çarpıcı taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor.

Bir hesaplama matematiksel olarak doğru olabilir.

Ancak matematiksel olarak hesaplanabilen her fark, hukuken kamu zararı değildir.

Kamu zararı iddiasının;

✔️ Mevzuata dayanması,
✔️ Somut bir zararı ortaya koyması,
✔️ Kamu kaynağında gerçek bir eksilmeyi göstermesi,
✔️ İhale ve sözleşme sürecindeki hukuki mekanizma ile ilişkilendirilebilmesi gerekir.

Sadece;

“Yüklenicinin birim fiyatı – ikinci isteklinin birim fiyatı = fark”

şeklindeki hesaplama, tek başına kamu zararı sonucunu doğurmaz.


💥 SAYIŞTAY’DAN ÇOK ÖNEMLİ TESPİT

Sayıştay 1. Dairesi, mevzuatta bu şekilde yapılacak bir hesaplama sonucunda ortaya çıkan tutarın kamu zararı olarak kabul edilmesine imkân veren herhangi bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekmiştir.

Bu nedenle, birinci ve ikinci teklif sahibinin birim fiyatları arasındaki fark üzerinden yapılan hesaplama sonucunda kamu zararı olduğu ileri sürülen tutar bakımından ilişilecek husus bulunmadığına karar verilmiştir.

Üstelik karar oybirliğiyle verilmiştir.


🎯 KARARIN ÖZÜ: “FARK VAR” DEMEK, “ZARAR VAR” DEMEK DEĞİL

Bu karar, özellikle yapım işlerinde önemli bir sınır çiziyor:

İhale sırasında oluşan teklifler, işin uygulanması aşamasında gerçekleşen farklı miktarlar üzerinden geriye dönük olarak yeniden yarıştırılamaz.

Daha açık ifadeyle:

İkinci teklif sahibinin birim fiyatının daha düşük olması, tek başına birinci teklif sahibine yapılan ödemenin kamu zararı olduğu anlamına gelmez.

Çünkü ikinci istekli, gerçekleşen iş miktarları üzerinden sözleşmeyi fiilen üstlenmiş değildir.


🏗️ İŞ ARTIŞI VE EKSİLİŞİNDE KRİTİK NOKTA

Yapım işlerinde iş artışı ve eksilişi, sözleşmenin uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek doğal ve mevzuatta öngörülen bir süreçtir.

Bu nedenle denetim yapılırken sadece:

“Başka bir isteklinin birim fiyatı daha düşük müydü?”

sorusuna bakılması yeterli değildir.

Asıl sorulması gerekenler şunlardır:

🔎 Sözleşme hükümlerine uygun hareket edildi mi?

🔎 İş artışı ve eksilişi mevzuata uygun mu?

🔎 Yapılan imalat gerçekten gerçekleştirildi mi?

🔎 Ödeme, gerçekleştirilen iş miktarları üzerinden mi yapıldı?

🔎 Uygulanan birim fiyatlar sözleşmeye uygun mu?

🔎 Kamu kaynağında mevzuata aykırı ve gerçek bir eksilme meydana geldi mi?

Kamu zararı değerlendirmesi bu somut hukuki ve fiili zeminde yapılmalıdır.


📢 SONUÇ: İHALEDE “ALTERNATİF SENARYO” İLE KAMU ZARARI YARATILAMAZ

Sayıştay 1. Dairesi’nin 16.10.2025 tarihli ve 10967 sayılı kararı, ihale denetimlerinde önemli bir mesaj veriyor:

Bir kamu zararından söz edebilmek için yalnızca iki teklif arasındaki fiyat farkını hesaplamak yeterli değildir.

İhale sonucunda sözleşme imzalanmış, işin kapsamı uygulama aşamasında değişmiş ve bazı kalemlerde artış/eksiliş meydana gelmişse; ikinci isteklinin ihale tarihindeki birim fiyatları üzerinden geriye dönük bir “alternatif maliyet” oluşturularak bunun kamu zararı kabul edilmesi mümkün değildir.

📌 Kısacası:

“İkinci teklif daha ucuzdu.”

“Kamu zarara uğradı.”

“Birim fiyatlar arasında fark var.”

“Kamu zararı var.”

“Sonradan farklı miktarlarda imalat yapıldı.”

“İhale yeniden ikinci teklif üzerinden hesaplanabilir.”

Kamu zararı iddiasının temelinde somut, gerçek ve mevzuata aykırı bir kamu kaybı bulunmalıdır.

Bu yönüyle karar, özellikle iş artışı ve eksilişi bulunan yapım işlerinin denetiminde, varsayımsal fiyat karşılaştırmalarının sınırlarını göstermesi bakımından oldukça dikkat çekicidir.

Karar: Sayıştay 1. Dairesi
Karar Tarihi: 16.10.2025
Karar No: 10967
İlam No: 98
Konu: İhale Mevzuatı – İş Artışı ve Eksilişi
Sonuç: İlişilecek husus bulunmadığına, oybirliğiyle.