Kıdem tazminatına ilişkin maliyetlerin tekliflerin hazırlanmasında dikkate alınmasının gerekli olmadığı hk.

0
196
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

 

İdareye yapılan şikayet başvurusu üzerine idarenin cevap yazısında söz konusu düzenlemenin mevcut kanun ve yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olduğu, bahse konu hususlarla ilgili olarak düzenlenen ihale dokümanında ihaleye katılımı/rekabeti engelleyici herhangi bir durum söz konusu olmadığı, bu hususun daha önce de taraflarınca yapılmış olan ihalelerde düzenlenmiş olup, katılım ve yeterlik kriterlerini sağlayan isteklilerin katılımı ile ihalelerin gerçekleştirildiği ifade edilerek başvuru reddedilmiştir.

 

İşe ait Sözleşme Tasarısı’nın “Diğer Hususlar” başlıklı 36’ncı maddesinde “36.1. Yüklenici, başta 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu olmak üzere, 4857 sayılı İş Kanunu ile çalışma hayatını düzenleyen Kanunlar ve bu konudaki Tüzük, Yönetmelik ve sair mevzuattan doğan tüm sorumlulukları eksiksiz olarak yerine getirecektir.

-4857 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesine göre izine hak kazanan işçilere yıllık izinleri belirlenecek program dahilinde kullandırılacaktır.

-Yüklenici yürürlükteki 4857 sayılı İş Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine göre çalıştıracağı elemanların her türlü özlük haklarını ücretsiz izin ve raporlu günler hariç karşılamak zorundadır.

-Yüklenici çalıştırdığı işçilerin, başta İş Kanunu olmak üzere çalışma hayatını düzenleyen kanunlar ve bu konudaki tüzük yönetmelik ve sair mevzuattan doğan tüm sorumluluklarını eksiksiz yerine getirecektir.

-Yüklenicinin çalıştıracağı personel Türk vatandaşı olacak,

-18 yaşından küçük olmayacak,

-İlk işe girişte ikametgâh, savcılık iyi hal belgesi, sağlık raporu ve nüfus cüzdanı fotokopisi ibraz edilecektir.

-Affa uğramış olsa bile Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak, şartları aranacak ve buna ilişkin belgeler, işçi özlük dosyasında saklanacaktır.

-Yüklenici, çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenleyecektir. Bu dosyada, işçinin işyerine ilk giriş tarihinden itibaren her türlü ücret, yıllık izin, izin, fazla mesai, ikramiye, kıdem, ihbar, kötü niyet, ayrımcılık vs. parasal haklarının Yüklenici tarafından ödendiğini gösterir işçi ve yüklenici tarafından imzalı belgeler ile SGK sicil numarası ve kimlik bilgilerinin yanı sıra, İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman İdare ve yetkili mercilere göstermek zorundadır.

-Yüklenici çalıştırdığı işçilerinin özlük dosyalarında; “İş Sağlığı ve Güvenliği”, “Mesleki Eğitim” ile “İşbaşı Eğitimi” aldıklarını gösterir belgeleri, çalışma ortamı ve işin durumuna göre belirlenen Kişisel Koruyucu Malzemelerinin verildiğine ve işyerinde kullanacaklarına dair zimmet belgeleri, sağlık raporları, ağır ve tehlikeli işlerde çalışacaklar için formatına uygun sağlık raporlarını, gece çalışacaklar için gece çalışmasına uygun olduğunu gösteren sağlık raporunu, iş koluna göre işçilerin 05.07.2013 tarih ve 28698 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Hijyen Eğitimi Yönetmeliği kapsamındaki işyerlerinde çalışabileceğini belgeleyen sağlık raporunu ve hijyen eğitimi aldığına dair belgeyi, işçilerin kullandıkları araçlarla ilgili ehliyetlerini, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve ilgili mevzuatın gerektirdiği diğer belgeleri bulunduracaktır. İşçilerin özlük dosyaları ile içeriğindeki tüm bilgi ve belgelerin bir sureti Yüklenici tarafından İdare’ ye verilecektir.

-Yüklenici, hizmetin gerektirdiği iş elbisesi, eldiven, yağmurluk vb. kişisel koruyucuları işçilerine kullandırmakla, ilk yardım malzemesi vb. işyerinde hazır bulundurmakla ve tüm emniyet tedbirlerini almakla yükümlüdür. Bu itibarla yerine getirilmesinde gerek ihmal ve dikkatsizlik, tedbirsizlikten ve gerekse ehliyetsiz işçileri çalıştırmaktan veya herhangi bir sebepten meydana gelecek kazadan kusuru olması halinde tamamen Yüklenici sorumludur.

-Yüklenici, çalıştırdığı işçisinin iş kazasına ya da meslek hastalığına uğraması dahil, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4857 sayılı İş Kanunu ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer mevzuattan kaynaklanan her türlü bildirim ve işlemleri idari para cezasına maruz kalmadan süresinde yapacaktır. Yüklenici bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi vb. herhangi bir sebepten kaynaklanan mezkur borçlarını ilk ihtarda ödeyecektir. Bu sebeplerden dolayı resmi merciler İdare’den idari para cezaları ödeme talebinde bulunduğu takdirde, İdare bu ödemeleri ilgili resmi Yüklenicinin ilk hakedişinden kesecektir.

-Yükleniciye son hakediş ödemesi; Yüklenici tarafından sözleşmenin son ayına ait işçilerin ücret, varsa fazla mesai dâhil İş Mevzuatına göre hak ettikleri diğer alacakları ile sosyal güvenlik primlerinin ve vergilerin ilgili yerlere ödendiğine dair belgelerin İdare’ye ibraz edilmesi durumunda yapılacaktır. İbraz edilmemesi halinde söz konusu ödemeler, yüklenicinin son hakedişinden mahsup edilmek üzere İdare tarafından yapılacaktır.

36.2. Kesin teminat mektubunun süresi 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 35’inci maddesi gereğince ihale konusu işin süresi, varsa garanti süresi ve söz konusu hizmetin bitiminden sonra serbest bırakılabilmesi için 5510 sayılı Kanun’un 90. maddesi gereğince SGK’dan alınacak ilişiksiz belgesinin süresi dikkate alınarak sözleşme imzalanması aşamasında İdare ve Yüklenici tarafından belirlenecektir.

-Teminatın geri verilmesinde; Taahhüdün sözleşme ve şartname hükümlerine uygun şekilde yerine getirildiği usulüne göre anlaşıldıktan ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, Sosyal Güvenlik Kurumundan ilişiksizlik belgesinin getirilmesi halinde teminatın tamamı yükleniciye iade edilecektir.” düzenlemesi bulunmaktadır.

 

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinin altıncı fıkrasında “…Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur…” hükmü,

 

Anılan Kanun’un “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı” başlıklı 112’nci maddesinde “Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurum ve kuruluşların haklarında bu Kanun ve 854, 5953, 5434 sayılı kanunların hükümleri uygulanmayan personeli ile kamu kuruluşlarında sözleşmeli olarak istihdam edilenlere mevzuat veya sözleşmelerine göre kıdem tazminatı niteliğinde yapılan ödemeler kıdem tazminatı sayılır. 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları;

a) Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların kıdem tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından, 

b) Aynı alt işveren tarafından ve aynı iş sözleşmesi çerçevesinde farklı kamu kurum veya kuruluşlarında çalıştırılmış olan işçilerden iş sözleşmeleri 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanlara, 4734 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında farklı kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin toplamı esas alınarak çalıştırıldığı son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.

Alt işveren ile yapmış olduğu iş sözleşmesi sona ermediği gibi, alt işveren tarafından 4734 sayılı Kanun kapsamında bulunan idarelere ait işyerleri dışında bir işyerinde çalıştırılmaya devam olunan ve bu şekilde çalıştırıldığı sırada iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona eren işçinin kıdem tazminatı, işçinin yazılı talebi hâlinde, kıdem tazminatının söz konusu kamu kurum veya kuruluşlarına ait işyerlerinde geçen süreye ilişkin kısmı, kamu kurum veya kuruluşuna ait çalıştığı son işyerindeki ücretinin yılları itibarıyla asgari ücret artış oranları dikkate alınarak güncellenmiş miktarı üzerinden hesaplanmak suretiyle son kamu kurum veya kuruluşu tarafından işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.

Kıdem tazminatı tutarı, 4734 sayılı Kanun’un ek 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında belirtilen işyerlerinde kıdem tazminatı ile ilgili açılacak bütçe tertibinden, (b) bendi kapsamında belirtile n işyerlerinde ise hizmet alımı gider kaleminden, ödeneğin yetip yetmediğine bakılmaksızın ödenir…” hükmü yer almakta olup, bu madde çerçevesinde kıdem tazminatlarının ne şekilde kazanılacağı ve ne şekilde hesaplanacağı, 08.02.2015 tarihli ve 29261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik ile belirlenmiştir.

7166 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 11’inci maddesinde “22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112’nci maddesine beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.“4734 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.” hükmü,

Anılan Kanun’un 12’nci maddesinde “4857 sayılı Kanun’a aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 9- Bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla kamu kurum veya kuruluşları tarafından alt işverene rücu edilmek üzere yürütülen davalarda, 112’nci maddenin altıncı fıkrası kapsamında rücu edilmeyecek kısmı için ihtilafın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir, yargılama gideri ve vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. İcra takiplerinde rücu edilmeyecek kısma ilişkin olarak harç alınmaksızın düşme kararı verilir, takip giderleri ile vekâlet ücreti taraflar üzerinde bırakılır. Ancak, bu kapsamda alt işverene rücu edilerek takip ve tahsil edilmiş olan tutarlar, alt işverenler lehine hiçbir şekilde alacak hakkı doğurmaz ve tahsil edilmiş tutarlar iade edilmez.” hükmü,

Anayasa Mahkemesi’nin 19.09.2019 tarih 2019/73 sayılı kararında “31. Bu itibarla kamuda 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesine taraf olan alt yüklenicilere karşı sözleşmede açık hüküm bulunması dışında rücu yolunun kapatılması ve bu kapsamdaki derdest davaların sonlandırılmasını öngören itiraz konusu kuralların bu kesimdeki alt işverenler yönünden farklı bir uygulama getirmesinin nesnel ve makul bir temele dayalı olduğu söylenemez. Bu nedenle itiraz konusu kurallarla getirilen farklı düzenleme eşitlik ilkesine aykırıdır.” ifadelerinin yer aldığı, söz konusu iptal gerekçesinde kıdem tazminatının rücu edilmesi hususunun sözleşmede bulunması ile sınırlandırılmasının uygun bulunmadığı anlaşılmaktadır.

 

Yukarıda aktarılan mevzuat hüküm ve açıklamaları uyarınca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na göre ihale edilen hizmet alım ihalelerinde, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ait olduğu, bu itibarla ihale dokümanında personel sayısı ve personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanacağı düzenlenen hizmet alımı ihalelerinde idare ile sözleşme imzalayan ve alt işveren konumunda olan yüklenicilerin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüklerin bulunmadığı, dolayısıyla isteklilerin kıdem tazminatlarını teklif fiyatlara dâhil etmelerinin gerekmediği anlaşılmıştır.

 

Sonuç olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 112’nci maddesinde yer alan emredici hükümler uyarınca, ihale dokümanında personel sayısı ve personelin çalışma saatlerinin tamamının idare için kullanacağı düzenlenen hizmet alımı ihalelerinde kıdem tazminatının, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ödeneceğinin açık olduğu, söz konusu Kanun hükmü karşısında sözleşmenin uygulanması aşamasında herhangi bir boşluk doğmayacağından bu hususla ilgili taraflarca sorun yaşanmayacağı, idarelerin de yükleniciler gibi, ihale ve sözleşme sürecinin her aşamasında kanun hükümlerine uymak zorunda oldukları, yine kıdem tazminatına ilişkin maliyetlerin tekliflerin hazırlanmasında dikkate alınmasının gerekli olmadığı ve bu durumun teklif verilmesine engel bir durum oluşturmadığı anlaşılmıştır. İhaleye ilişkin Sözleşme Tasarısı’nın “Diğer Hususlar” başlıklı 36’ncı maddesinde yer alan düzenlemelerin yukarıda yapılan açıklamalara aykırı bir husus içermediği belirlendiğinden, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.