Belediyelerin çeşitli iş ve işlemlerini denetleyen denetim elemanları tarafından görevlendirilen bilirkişilerin ücretlerinin belediye bütçesinden karşılanmasının mümkün olup olmadığı hk.

0
407
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

SAYIŞTAY GENEL KURUL KARARI

Karar No.: 5095/2

Karar Tarihi: 24.5.2004

Konu: Belediyelerin çeşitli iş ve işlemlerini denetleyen denetim elemanları tarafından görevlendirilen bilirkişilerin ücretlerinin belediye bütçesinden karşılanmasının mümkün olup olmadığı konusunda 2. Dairenin 16.3.2004 tarih ve 1206 sayılı ilâmı ile 7. Dairenin 5.4.2001 tarih ve 1074 sayılı ilâmında yer alan hükümler arasında aykırılık bulunduğundan bahisle içtihadın birleştirilmesi istemi.

USUL YÖNÜNDEN İNCELEME

… Belediyesi Saymanlığı 2000 yılı idare hesabının 2. Dairede yargılanması sonucunda 3.6.2003 tarih ve 33092 sayılı tutanağa istinaden düzenlenen 16.3.2004 tarih ve 1206 sayılı ilâmın 1’inci maddesinde;

“A… Belediyesinin çeşitli iş ve işlemlerini denetleyen memurlar tarafından atanan bilirkişilerin ücretlerinin belediye bütçesinden ödendiği görülmüştür.

FAZLA ÖDEME TABLOSU

…..

1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun 28’inci maddesinde; (Değişik:26.10.1988 – 3483/1 md.) “Her mali yılda Devletçe toplanacak gelir ile ödenecek giderler bütçe kanununda belli edilir…..”

45’inci maddesinde; “Devlet hizmetlerinin müstelzim olduğu masarif her sene bütçesine vaz olunan tahsisat ile tayin olunur. İfası bir kanun ile emrolunan hidemat karşılığının behemehal senesi bütçesine ithali lazımdır.” hükümleri tesis edilmiştir.

1982 Anayasası ile getirilmiş olan mahalli idareler üzerindeki idari vesayet yetkisinin kullanılması İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve İl İdaresi Kanunu ile düzenlenmiş, bu nedenle kanundan kaynaklanan hizmet niteliğinde olduğundan, mezkur 28 ve 45’inci madde hükümleri gereğince, bu hizmetlerin karşılığının İçişleri Bakanlığı bütçesine konulan ödenekler ile karşılanması gerekmektedir.

Dolayısıyla, yapılan bilirkişi ödemelerinin, denetim elemanlarınca Belediye Bütçesinden yapılmasına ilişkin taleplerin yasal bir dayanağı yoktur.

Bu itibarla, İçişleri Bakanlığına kanunla verilmiş denetim görevinin yürütülmesine ilişkin giderlerin anılan Bakanlık bütçesinden karşılanması gerektiğinden Belediye Bütçesinden karşılanması mümkün değildir.” denilmiş ve sonuç olarak İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerince görevlendirilen bilirkişi ücretlerinin … Belediyesi Bütçesinden karşılanması suretiyle yersiz ödenen tutarın sorumlularına müştereken ve müteselsilen ödettirilmesine karar verilmiştir.

… Belediyesi Saymanlığı 1998 yılı idare hesabının 7. Dairede yargılanması sonucu düzenlenen 5.4.2001 tarih ve 1074 sayılı ilâma esas 30.1.2001 tarih ve 8738 sayılı tutanağın 6’ncı maddesinde ise;

“Usul açısından bilirkişi incelemesini isteyen Mahalli İdareler Kontrolörünün kurumu olan İçişleri Bakanlığınca karşılanması gereken bilirkişi ücretinin … Belediyesi bütçesinden karşılanması mümkün değil ise de; Mahalli İdareler Kontrolörünün bilirkişi incelemesi yaptırdığı konunun … Belediyesine ait bir hizmetin yerine getirilmesi ile ilgili olması karşısında ödemenin haliyle kabulü ile ilişik bulunmadığına karar verildi.” denilmiş ve ilâmda bu konu da dahil olmak üzere “diğer işlemlerin belgelerine dayandığı, kayıtlarına, kanun ve nizamlarına uygun bulunduğu anlaşıldığından sorumluların beraatine” karar verilmiştir.

832 sayılı Sayıştay Kanununun 80’inci maddesinin birinci fıkrasında, işin gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetleri bir olduğu halde aynı konu hakkında dairelerce veya Temyiz Kurulunca verilen ilâmların birbirine aykırı olması halinde, Birinci Başkanın bu ilâmları içtihadın birleştirilmesi için Genel Kurula vereceği belirtilmiştir.

Bu hükme göre, içtihadın birleştirilebilmesi için, işin gereği ve ibraz edilen belgelerin mahiyetleri bir olduğu halde aynı konu hakkında verilmiş ilâmların bulunması ve dairelerce veya Temyiz Kurulunca verilen bu ilâmların birbirine aykırı olması gerekmektedir. Eğer dairelerce veya Temyiz Kurulunca verilen ilâmlarda “konu bakımından ayniyet” yoksa veya aynı konu hakkında verilen ilâmlarda “birbirine aykırılık” bulunmuyorsa, içtihadın birleştirilmesinden bahsetmek mümkün olamaz.

  1. Daire kararında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişlerince görevlendirilen bilirkişilere yapılan ödemelerin belediye bütçesinden değil, görevlendirmeyi yapan müfettişin kurumu tarafından ödenmesi gerektiği belirtilerek tazmin hükmü verilmiştir. 7. Dairenin kararında da aynı gerekçe benimsenerek Mahalli İdareler Kontrolörünce görevlendirilen bilirkişinin ücretinin belediye bütçesinden ödenmesinin usul açısından mümkün olmadığı belirtilmiş, ancak yapılan hizmetin belediyeyi ilgilendirmesi nedeniyle ödemenin haliyle kabulü ile ilişik bulunmadığına karar verilmiştir.

Görüleceği üzere, her ne kadar, biri beraat, diğeri tazmin olmak üzere iki farklı sonuca ulaşmış olsalar da, iki Dairenin kararlarının gerekçeleri arasında bir aykırılık bulunmamaktadır. Beraat kararı veren Daire, tazmin kararı veren Daire ile benzer gerekçeler belirtmiş, ancak yapılan ödemeyi, olaya münhasır olarak haliyle kabul etmiştir. Dairelerce verilen ilâmların gerekçeleriyle birlikte düşünülmesi gerekir. Böyle düşünüldüğünde de, bu iki ilâmın birbirine tam olarak aykırı olduğu söylenemez.

Diğer taraftan, içtihadın birleştirilmesi istemine konu edilen Daire ilâmları arasında konu bakımından tam bir ayniyet bulunduğunu söylemek de mümkün değildir. Zira, 2. Daire ilâmına konu olayda bilirkişileri görevlendiren denetim elemanları Mülkiye Müfettişleri iken, 7. Daire ilâmına konu olayda bilirkişiler Ankara Özel İdare Müdürlüğü Mahalli İdareler Kontrolörleri tarafından görevlendirilmiştir. Bu iki grup denetim elemanının statüleri, denetim alanları, yetkileri, çalışma esaslarını düzenleyen mevzuat ve adına denetim yaptıkları kurumlar farklıdır.

Ayrıca, denetim elemanlarınca yapılan işin niteliği de müzekkereden ve ilâmlardan tam olarak anlaşılamamaktadır. Memurlar hakkında yapılan soruşturmalar ile diğer denetim ve teftiş faaliyetleri farklı usul ve esaslara göre yürütüldüğünden, bu husustaki belirleme önem taşımaktadır. 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanunda, bu Kanundan önce yürürlükte bulunan Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatta ve memur soruşturmaları ile ilgili diğer bir kısım mevzuatta Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa atıfta bulunulmakta olup, yapılan bilirkişi atamaları da bu atıf hükümleri nedeniyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa dayandırılmaktadır. Diğer denetim ve teftiş faaliyetlerinde ise (özel bir atıf hükmü yoksa) Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun uygulanması söz konusu değildir. Dolayısıyla, bilirkişi görevlendirmesi yapılan denetimlerin niteliği ve hangi mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütüldüğü bilinmeden, bahse konu ilâmlar bakımından 832 sayılı Kanunun 80’inci maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini doğru biçimde tespit edebilmek de mümkün değildir.

Söz konusu denetim elemanlarının bilirkişi görevlendirme yetkilerinin olup olmadığı konusunda da ilâmlarda ve müzekkerede herhangi bir değerlendirme yer almamaktadır. Oysa gerek gerçekleştirilen denetimin konusu, gerekse denetim elemanlarının statüleri ve tabi oldukları mevzuat bakımından yapılacak bir değerlendirmede farklı neticeler ortaya çıkabilir. Bu hususta da yeterli açıklık yoktur.

İçtihadı birleştirme kararlarının amacı, farklı içtihatların tesisini önlemek ve bu suretle uygulamada istikrarı sağlamaktır. Oysa yukarıda açıklandığı üzere söz konusu ilâmların gerekçelerinde bir farklılık bulunmadığından ve konu bakımından ayniyetin olup olmadığı da tam olarak tespit edilemediğinden, 832 sayılı Kanunun 80’inci maddesi uyarınca içtihadı birleştirme kararı verilmesi mümkün bulunmadığı gibi böyle bir kararın pratik bir yararı da olmayacaktır. Hatta böyle bir durumda içtihadı birleştirme kararı verilmesi yeni tereddütlere de yol açabilecektir. Kaldı ki, bu tür meselelerin temyiz ve diğer kanun yollarına başvurulması suretiyle de halli mümkün bulunmaktadır.

Bu itibarla, 2. Dairenin 16.3.2004 tarih ve 1206 sayılı ilâmı ile 7. Dairenin 5.4.2001 tarih ve 1074 sayılı ilâmının 832 sayılı Kanunun 80’inci maddesi uyarınca içtihadı birleştirme yoluyla görüşülmesine imkân görülememiştir.

SONUÇ

  1. ve 7. Dairelerin sözü edilen ilâmları ile ilgili olarak, 832 sayılı Sayıştay Kanununun 80’inci maddesi hükmü uyarınca içtihadın birleştirilmesine lüzum ve mahal bulunmadığına çoğunlukla karar verildi.