İTİRAZEN ŞİKAYET BEDELLERİNİN İADESİNE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR DEĞERLENDİRME

0
157
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın
İTİRAZEN ŞİKAYET BEDELLERİNİN İADESİNE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR DEĞERLENDİRME
 
Anayasa Mahkemesince 19.03.2020 tarihli ve 31073 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15/1/2020 tarihli ve 2017/37300 sayılı Başvuru Numaralı kararda; itirazen şikayet yolu için başvuru bedeli alınmasının amacının yersiz başvuruların önüne geçmek ve idari sürecin etkin bir şekilde işlemesini sağlamak olduğu, itirazen şikayet başvuru bedeli alınması belirtilen kamu yararı amacına dayanmakla birlikte haklı çıktıktan sonra bedelin iade edilmemesi şeklinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin, itirazen şikayet yoluna başvuranlar hakkında aşırı bir külfet yüklememesi gerektiği, 4734 sayılı Kanun’da öngörülen idari yollar tüketilmeden dava açılmasının mümkün olmadığı, doğrudan dava açılabilseydi ilgililer tarafından itirazen şikayet başvuru bedeli ödenmeyeceği ve davasında haklı çıkması durumunda ise yargılama giderlerinin karşı tarafa yükleneceği, diğer taraftan itirazen şikâyet başvuru bedelinin idari yargıda dava açma masraflarıyla karşılaştırıldığında çok yüksek olduğu, ihaleye katılan isteklilerin hukuka aykırı bir durumla karşılaştıklarında haklı çıksalar dahi itirazen şikayet başvuru bedelinin kendilerine iade edilmeyeceğini bilmelerinin bu yola başvurmalarını engelleyebileceği belirtilerek Kamu İhale Kurumuna yaptığı itirazen şikayet başvurusu neticesinde haklı bulunan şirkete itirazen şikayet başvurusu sırasında ödenen bedelin iade edilmemesinin, şirketin mal varlığında eksilmeye yol açması dolayısıyla aşırı külfet yüklediği ve mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmek suretiyle Anayasa’da güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
 
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
 
Bu durumda; itirazen şikayet başvurularında başvuranların iddiaları ile iddialarını desteklemek için kullandıkları cümlelerin arasındaki farkın ortaya konularak, iddiaları desteklemek için kullanılan cümlelerin yeni bir iddia olarak değerlendirilmemesi gerektiği dikkate alındığında, davacı tarafından yapılan itirazen şikayet başvurusunda; demonstrasyon işlemlerinin hukuka aykırı yapılması nedeniyle demonstrasyon işlemi neticesinde teklifinin değerlendirme dışı bırakıldığının iddia edildiği, dolayısıyla davacının tek iddiasının demonstrasyon işlemlerinin hukuka aykırı olduğu yönündeki iddia olduğu, söz konusu iddiasını desteklemek için kurduğu diğer cümlelerin iddia temelinde iddianın hukuka aykırılığını ve söz konusu iddiasının neden olduğu durumu ortaya koymak amacıyla kurulan cümleler olduğu söz konusu iddiasının da haklılığının davalı idarece ortaya konulduğu anlaşıldığından, iddialarının tamamında haklı bulunan ve söz konusu iddiaları doğrudan dava yoluyla ileri süremeyeceğinden itirazen şikayet başvurusu yolunu kullanmak zorunda kalan davacının, bu nedenle ödediği bedelin kendisine iade edilmemesinin mülkiyet hakkına müdahale olduğu sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.