Uzman Görüşünün Yargılamadaki Rolü ve Önemi: Bilirkişilik Kurumu ile Karşılaştırmalı Bir İnceleme
Giriş
Modern yargılamada teknik, bilimsel veya uzmanlık gerektiren olguların değerlendirilmesi zorunluluk hâline gelmiştir. Mahkemeler, karmaşık teknik sorunlar içeren uyuşmazlıklarda klasik kanıt araçlarıyla yetinememekte; bilimsel bilgi ve uzmanlığa giderek daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Bu gelişim, yargı mercilerinin objektif ve güvenilir teknik değerlendirmeye ulaşabilmesini hedefleyen kanuni düzenlemeleri de beraberinde getirmiştir.
1. Bilirkişilik Kurumunun Yapısal Sorunları
Her ne kadar modern hukuk sistemlerinde bilirkişilik, teknik konularda yargıya destek sunan temel araçlardan biri olsa da uygulamada çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır.
1.1. Tarafsızlık Sorunu ve Devlet Lehine Eğilimler
Mahkemelerce atanan bilirkişilerin, kamu görevlisi statüsünün etkisiyle “devletin çıkarını koruma” yönünde rapor yazdığına ilişkin yaygın bir algı bulunmaktadır. Bu durum:
-
Devlet aleyhine rapor yazıldığında “şüphe ve şaibe” endişesine,
-
Kişiler lehine rapor yazmanın gelecekte bilirkişi olarak görevlendirilmeyi zora sokacağı korkusuna,
-
Tarafsız ve bilimsel değerlendirme yapma kapasitesinin sınırlanmasına
neden olabilmektedir.
1.2. Usul Hataları ve Yargılamaya Etkisi
Bilirkişi raporlarındaki usul ya da esas hataları:
-
Raporun hiç dikkate alınmamasına,
-
Temyizde kararın bozulmasına,
-
Yargılamanın uzamasına,
-
Kanun yolunun kapalı olduğu hâllerde hatalı kararların kesinleşmesine
yol açarak ciddi hak kayıplarına sebebiyet verebilmektedir.
2. Uzman Görüşü Kurumunun Yasal Dayanağı
2.1. Hukuk Yargılamasında Uzman Görüşü (HMK m. 293)
Uzman görüşü, öğretide uzun yıllar uygulanmasına rağmen HUMK döneminde yasal çerçeveden yoksundu. 6100 sayılı HMK ile ilk kez sistematik bir düzenlemeye kavuşturulmuş ve taraflara mahkeme dışında uzman seçip rapor alma yetkisi tanınmıştır.
2.2. Ceza Yargılamasında Bilimsel Mütalaa (CMK m. 67)
Ceza yargılamasında uzman görüşü, “bilimsel mütalaa” adıyla düzenlenmiştir. Bu düzenleme sayesinde taraflar soruşturma ve kovuşturma aşamalarında bilimsel nitelikte görüş sunabilmekte, bu da maddi gerçeğe ulaşılmasında önemli bir işlev görmektedir.
3. Uzman Görüşünün Yargısal Değeri ve Uygulamadaki Önyargılar
Her ne kadar uzman görüşünün yasal dayanağı açık olsa da uygulamada bazı önyargılar nedeniyle kurumun yaygınlaşması sınırlı kalmıştır. Özellikle avukatlar arasında “uzman görüşünün mahkemede dikkate alınmayacağı” şeklindeki yanlış kanaat, bu kuruma başvuru oranını düşürmektedir.
Oysa uygulamada, uzman görüşü:
-
Hakimin bilimsel değerlendirme yapmasına yardımcı olmakta,
-
Bilirkişi raporundaki eksiklik veya taraflılık şüphesini gidermekte,
-
Temyiz denetiminde mahkeme kararının gerekçelendirilmesine katkı sunmaktadır.
Bu nedenle, eserlerde de vurgulandığı üzere, söz konusu önyargı temelsiz ve yersizdir.


