Haksız feshe karşı açılan davalarda teminatın gelir kaydedilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebilir mi?

0
939
Makaleyi Kendi Sosyal Medyanızda Paylaşmak İçin Tıklayın

Haksız feshe karşı açılan davalarda teminatın gelir kaydedilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebilir mi?

Son dönemde aşırı fiyat artışlarından da kaynaklı olarak kamu ihale sözleşmelerinin feshi sıkça gündeme gelmektedir. Kamu ihale sözleşmelerinin feshi, idarenin veya yüklenicinin kusurlu olmasına göre farklı yaptırımları beraberinde getirmektedir. Bu yaptırımların yükleniciler tarafından bilinmesi, ticari ilişkileri ve hukuki süreçleri açısından oldukça önemlidir.

Sözleşmenin idare tarafından haklı feshi veya yüklenici tarafından haksız feshi durumlarında uygulanacak yaptırımlar şunlardır:

  1. Kesin ve ek kesin teminatların gelir kaydedilmesi,
  2. Teminatın ayrıca güncellenerek tahsili,
  3. İhalelere katılmaktan yasaklama,
  4. İdarece zarar ziyan talebinde bulunulması.

Bu noktada idareler, yükleniciye taahhüdünü yerine getirmesi gerektiğini, aksi takdirde sözleşmenin feshi ve teminatın irat kaydedilmesi yoluna başvuracaklarını ihtaren bildirmektedir. Kamu ihale sözleşmesinin feshi durumunda yükleniciler, teminatlarının gelir kaydedilmesinden dolayı bankalar nezdinde ticari ilişkileri açısından ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu açıdan, idarenin sözleşmeyi feshetmesinin ardından haksız feshe ilişkin dava açılması durumunda, bu davanın uzun sürebileceği gözden kaçırılmamalıdır. Bu nedenle, haksız feshe ilişkin açılacak davaların teminatın gelir kaydının önüne geçilmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep edilmelidir.

Konuya ilişkin olarak, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinde, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu çerçevede duruma göre tedbir kararları verilebilmektedir.

Açılan davalarda, idarece sıklıkla Kamu İhale Kanunu’nun “Teminat olarak kabul edilecek değerler” başlıklı 34. maddesinin fıkrası şu hükmü içermektedir: “Her ne suretle olursa olsun, idarece alınan teminatlar haczedilemez ve üzerine ihtiyati tedbir konulamaz.” Bu hüküm gerekçe gösterilerek, konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talep edilebilmektedir. Mahkemelerce tedbir kararları verilebildiği gibi, aynı madde gerekçe gösterilerek tedbir talepleri de reddedilebilmektedir.

Oysa, kanunda geçen bu hükmün hukuki ilişkinin tarafları içinde geçerli olduğunu iddia etmek, hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edilmesi ve yargının işlevsizleştirilmesi anlamını taşımaktadır. Anılan kanun maddesinin getiriliş amacı, yüklenici ve idarenin dışında üçüncü kişilerin verilen teminat üzerinde ihtiyati tedbir yoluyla hak sahibi olmasını ve idarenin bu güvenceden mahrum kalmasını engellemek amacı taşımaktadır.

Dolayısıyla, idare ve yüklenici tarafından imzalanan sözleşmeye istinaden verilen teminatın aynı sözleşmeden kaynaklanan hukuki uyuşmazlık durumunda, gelir kaydedilmesinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verebilme yetkisi elbette mahkemelere aittir. Bu nedenle, mahkemelerce hukuki ilişkinin değerlendirilmesi yoluyla ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkündür.

Konu ile ilgili diğer yazılarımıza HAKSIZ FESİH linkinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıtılı bilgi için linkteki yazıya tıklayabilirsiniz;

https://salimdemirel.com.tr/2024/05/19/kamu-ihale-sozlesmelerinin-feshi-ve-haksiz-feshe-karsi-yapilmasi-gerekenler/

İHALE SÜREÇLERİYLE İLGİLİ TÜM SORULARINIZ İÇİN UZMANLARIMIZLA İLETİŞİME GEÇEBİLİRSİNİZ.